(ebu talib)Hz. Muhammed S.A.A birçok hadiste Ehlibeytinden A.S bahsetmiştir. Öncelikle Ehlibeytin A.S kısaca kimler olduklarını anlatayım. Abdullah b. Cafer b. Ebutalib A.S şöyle rivayet eder:
Resulullah S.A.A Allah'ın rahmetinin inmek üzere olduğunu görünce, "Çağırın gelsinler, çağırın gelsinler" diye buyurdu. Safiyye, "Kimi çağıralım ya Resulullah?" diye sorunca o hazret, "Ehlibeyt'imi, Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin'i" diye buyurdu. Onları çağırdıklarında Hazret abasını onların üzerine örttü ve ellerini gökyüzüne kaldırarak şöyle buyurdu: "Allah'ım! Bunlar benim Ehlibeytimdir. O halde Muhammed ve Âl-i Muhammed'e selam gönder." Tam o sırada şu ayet nazil oldu:


"Ey Ehlibeyt, gerçekten Allah, sizden ricsi (günah ve çirkinliği) defetmek ve sizi tertemiz kılmak ister." (Ahzab, 33) Müstedreku's - Sahihayn, c. 3, s. 147.) ayetin iniş sebebi açıktır ve bu ayette Allah C.C Ehlibeyti A.S tüm günahlardan masum ve pak kılmıştır. Ayıca hadiste de Ehlibeytin A.S kimler olduğu açıkça belli olmaktadır. Yazıların ilerleyen bölümlerinde Ehlibeytten A.S bahsettiğimizde herkesin Ehlibeytin A.S kimlerden oluştuğunu bilmesini istiyorum. Çünkü günümüzde bazı kesim Ehlibeytin A.S içine peygamber eşlerini de katmak istemektedir. Bu hadise benzer başka bir Sünni kaynağında bu görüş çürütülmektedir: Ümmü'l Müminin Ümm-ü Seleme'nin A.S naklettiği rivayette şöyle geçer: “Tathir ayeti benim evimde Resulullah'a S.A.A nazil oldu. Bu ayet inince odada yedi kişi vardı: Cebrail, Mikail, Ali, Fatıma, Hasan, Hüseyin ve Resulullah S.A.A. Ben de o sırada odanın eşiğinde oturmuştum. Ayet inince ben Resul-i Ekrem'e, "Ya Resulullah; ben Ehlibeyt'ten A.S değil miyim?" diye sorduğumda o hazret, "Sen sonu hayırlı olan bir kadınsın, sen peygamberin eşlerindensin" buyurdu.bu hadiste peygamberin Ümmü'l Müminin ümm-ü Seleme yi A.S Ehlibeyte A.S dahil etmemesi peygamber S.A.A eşlerinin Ehlibeytten S.A.A olmadığı anlamına gelmektedir.

Şimdi gelelim peygamber S.A.A’in Ehlibeyt hakkındaki hadislerinin ilk örneğine.

Peygamberimiz Hz. Muhammed S.A.A buyurdu ki: “Benim Ehlibeytim Nuh’un gemisi gibidir. Her kim gemiye bindiyse kurtuldu Her kim muhalefet ettiyse boğuldu.Peygamberimiz bu hadiste açıkça ümmetine tek kurtuluş yolunun Ehlibeyt A.S olduğunu söylemektedir. Gemi hadisini anlamak için Nuh A.S’ın gemisi hakkında biraz bilgi vermek gerekmektedir. Bilindiği gibi Nuh A.S 950 yıl kavmini imana davet etti. Ama çok az kişi Nuh’a A.S inandı. En sonunda Allah C.C Nuh A.S’a bir gemi inşa etmesini ve içine sadece inananları almasını emreder. Nuh A.S gemiyi inşa eder ve tufan günü içine inananları alır. Böylelikle inanlar Nuh A.S sayesinde tufandan kurtulur. İnanmayanlar ise suda boğulup gider. Peygamberimizde kendinden sonra ümmetinin boğulup gitmemesi için onlara Ehlibeyti A.S tavsiye eder. Ve ümmetine Ehlibeytin A.S Nuh’un A.S gemisi gibi olduğunu söyleyerek kurtuluş için ne kadar önemli olduklarını bu hadisi şerifte dile getirmiştir. Bu hadisi şerif bize sadece Ehlibeytin A.S yolunda gidip onlara tabi olanların kurtulabileceğini söylemektedir. Ehlibeyt A.S yerine başka kişilere tabi olanlar ise kesinlikle boğulacaktır. Çünkü Ehlibeyt A.S dışında insanı kurtuluşa götürecek hiçbir gemi yoktur.
3- Aleviler Hz. Muhammed S.A.A den sonra tam teslimiyetle Ehlibeyte A.S bağlandılar. Çünkü peygamberimizin S.A.A söylediği hadisler açıktı. Bu hadislerden biride Ğadir Hum günü peygamberimizin S.A.A veda hutbesinde dile getirdiği hadistir.

Hz. Muhammed S.A.A şöyle buyurdu: "Yakında beni çağıracaklar ve ben de icabet edeceğim (yani ecelim ulaştı), (Allah katında) ben de sorumluyum, siz de. O gün siz Allah'a ne cevap vereceksiniz?" Oradakiler hep bir ağızdan:

"Senin en iyi şekilde risaletini yerine getirdiğine, bizim için hayır dilediğine tanıklık edeceğiz; Allah seni mükafatlandırsın" diye bağırdılar. Bunun üzerine Resulullah S.A.A, "Allah'tan başka ilah olmadığına Muhammed'in O'nun kulu ve elçisi olduğuna, cennet ve cehennemin bir gerçek olduğuna tanıklık etmiyor musunuz?" diye sorunca da insanlar, "Evet" dediler. "Bütün bunlara tanıklık ediyoruz." Bunun üzerine o hazret, "Allah'ım! Şahid ol" buyurdu ve sonra, "Sesimi duyuyor musunuz?" diye sordu. Buna da "evet" cevabını verdiler. Bunun üzerine Resul-i Ekrem S.A.A şöyle buyurdu: "Ey insanlar! Ben yakında sizden ayrılacağım ve siz Kevser Havuzu'nun başında bana geleceksiniz. O öyle bir havuzdur ki Kevser havuzu, genişliği Basra'dan Sana'ya kadardır. O havuzun kenarında gökteki yıldızların sayısınca gümüş kadehler vardır. Ben orada sizin aranızda emanet bıraktığım iki paha biçilmez şeyi soracağım. O halde benden sonra o iki şeye nasıl davranmanız gerektiğine dikkat edin!"Bu arada halkın içinden biri bağırarak "Ya Resulullah! O iki paha biçilmez şey nelerdir?" diye sordu. Resul-i Ekrem S.A.A şöyle buyurdu:

"Onlardan biri, bir tarafı Allah'ın elinde ve diğer tarafı ise sizin elinizde olan Allah'ın Kitabı'dır. Ona sımsıkı sarılın, emirlerini değiştirmeyin; aksi durumda saparsınız. Diğeri ise, İtretim, Ehlibeytim'dir. Latif ve Habîr olan Allah bu ikisinin Kevser Havuzu'nun başında bana ulaşıncaya kadar birbirinden ayrılmayacağını bildirdi. Ben o ikisi için Allah'tan bunu istedim. O halde o ikisinden öne geçmeyin, aksi durumda helak olursunuz. O ikisinden geride de kalmayın, yoksa helak olursunuz. Onlara bir şey öğretmeye kalkışmayın; çünkü onlar sizden daha bilgilidirler." Mecmau'l - Zevaid, c. 9, s. 162 - 163 ve 165. Bazı sözcükleri Hakim Haskanî'ni rivayetlerinde, c. 3, s. 109 - 110 ve Tarih-i İbn-i Kesir, c. 5, s. 209'da geçmiştir.
Hz. Muhammed S.A.A bu hadisi farklı yerlerde farklı şekilde defalarca dile getirmiştir. Sünni kitaplarının çoğu da bu hadisin farklı örneklerini nakletmişlerdir. Hadisi şerifte peygamber S.A.A ümmetine kendisinden sonra kurtuluşa ermeleri için tutunmaları gereken iki emanetten bahsetmiş. Bunlardan birinin Kuran, diğerinin de Ehlibeyt A.S olduğunu dile getirmiş ve insanın ikisine tutunarak ancak kurtuluşa erebileceğini buyurmuştur.

Kişi sadece Kuran’a tutunup Ehlibeyti S.A.A terk ederse kurtuluşa eremez aynı şekilde Ehlibeyte A.S tutunup Kuran’ı terk ederse kurtuluşa eremez. Bu nedenle Aleviler Kuran’la beraber Ehlibeyte A.S tutunup onların yolunda giderler. Çünkü bizi kurtuluşa peygamberimizin S.A.A kendisinden sonra bıraktığı emanetler götürecektir. Bu hadisleri okuyanlar herhalde şimdi Alevilerin neden Hz. Ali A.S’ın velayetinden ayrılmadıklarını anlarlar. Bu konuda bir ayetten örnek verelim: “Gerçekten biz emaneti göklere, yeryüzüne ve dağlara sunduk da onlar bunu yüklenmekten çekindiler ve korkup titrediler. Onu, insan yüklendi. Doğrusu insan, pek zalim ve cahil oldu.” (Ahzab 72. Ayet)

Ebu Abdullah (İmam es-Sadık)A.S buyurdu ki: “Gerçekten biz emaneti göklere, yeryüzüne ve dağlara sunduk da onlar bunu yüklenmekten çekindiler ve korkup titrediler. Onu, insan yüklendi. Doğrusu insan, pek zalim ve cahil oldu.” O Emir’ül Müminin Ali’nin velayetidir.
4- Hz. Muhammed S.A.A’in Ehlibeyt A.S hakkında söylediği hadislerden örnekler verdik. Şimdi biraz Kuran’da Allah’ın C.C onlardan nasıl bahsettiğine bakalım.

Allah C.C, Kuran’da Müslümanlara peygamberden sonra, kime tabi olmaları, kime danışmaları gerektiğini bildirmiş ve şöyle buyurmuştur: “Eğer bilmiyorsanız zikir ehline sorun” Nahl Suresi / 43; Enbiya Suresi / 7. Bu ayet, Ehlibeyti -Allah'ın salat ve selamı onlara olsun- tanıtmak ve dini konularda kime başvurulması gerektiğini belirtmek için nazil olmuştur. Onlar, Hz Resulullah'ın S.A.A hayatı döneminde Muhammed, Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin ve Hz. Hüseyin'in soyundan dokuz imam daha A.S...