Resulullah (saa) şöyle buyurdu: "Ey Ali, şanı yüce olan Allah, miskin ve
zayıf olanların sevgisini sana verdi.
Sen onları kardeş olarak kabul ettin ve onlar da seni imam olarak kabul
ettiler. Seni sevip seni doğrulayana ne mutlu, seni buğz edip seni
yalanlayan ise ne kötüdür. Ey Ali, sen bu ümmet için bir ilimsin. Seni seven
beni sevmiştir, seni buğz eden helak olmuştur. Ey Ali, ben ilmin kentiyim
sen de onun kapısısın. kente kapısından başka bir yerden gelinir mi? Ey Ali,
seni sevip, sana bağlananlar tıpkı içi sığan ve muhafaza eden bir kap ve
hububatın saklandığı yer gibidirler. Allah'a dua etseler muhakkak onların
dualarını kabul eder. Ey Ali, senin kardeşlerin olan bu kişiler seninle
severler ve seninle de buğz ederler. Halk arasında hakir ve şanı yüce olan
Allah'ın katında ise büyük bir makama sahiptirler. Ey Ali, seni sevenler
Kuds evinde Allah'ın komşularıdırlar. Kendileri dünyada geri bıraktıklarına
hiç teessüf etmezler. Ey Ali, senin dost olduğuna ben de dostum ve senin
düşman olduğuna da ben de düşmanım. Ey Ali, senin kardeşlerin yüzleri
solmuş ve dünyanın zevki sefasından kesilmiş olarak bilinirler. Ey Ali,
kardeşlerin üç yerde sevinirler: Öldükleri ve ruhları onlardan çıktığı anda
ben ve sen onların üzerine şahit olacağız, hem kabirlerinde onlara
sorulduğunda hem de hesaba çağırılıp sıratın üstünden geçtiklerinde. Orada
insanlar imanlarından sorulduğunda cevap veremeyeceklerdir. Ey Ali, senin
savaşın benim savaşımdır, senin barışın da benim barışımdır. Senin tarafın
benim tarafımdır ve benim tarafım da muhakkak Allah'ın tarafıdırlar. Ey
Ali, kardeşlerine de ki: Şanı Yüce olan Allah, benim sizlere önder olmamı ve
sizin beni veli edinmeniz ile sizden razı olacaktır. Ey Ali, sen Müminlerin
Emiri ve ak yüzlülerin komutanısın. Ey Ali, senin taraftarların seçilmiş kişilerdir.
Sen ve taraftarların olmasaydınız, Allah'ın dini kaim olmazdı. Taraftarların yeryüzünde
olmasaydı gökten bir damla su inmezdi. Ey Ali, Cennette sana bir hazine
vardır ve sen orasının Zülkarneyn'isin. Taraftarların Allah'ın hizbi olarak tanınır.
Ey Ali, sen ve taraftarların doğruluk ile kaim olan ve Allah'ın kulları arasından
seçtiklerisiniz. Ey Ali, sen ve taraftarların Kevser havuzunun başında bekleyip
sevdiklerinize sunacak ve sevmediklerinizi de oradan uzaklaştıracaksınız.
Sizler o korkulu günde arşın gölgesi altında eman içinde olacaksınız.
İnsanlar korktuğunda size asla korku olmayacaktır. İnsanlar üzüldüğünde size
hiç üzüntü olmayacaktır ve sizin hakkınızda şu ayet inmiştir: "Onlar, o
günün şiddetli korkusundan emindirler" (Neml Süresi 89). Yine sizin
hakkında şu ayetler indi: "Şüphesiz ki daha önce kendilerine bizden güzellik
vad geçmiş olanlar, bunlar oradan (Cehennemden) uzaklaştırılmışlardır. Onun
uğultusunu duymazlar. Canlarının istediği şeyler içinde temelli kalırlar. O
en büyük korku bile onları tasalandırmaz. Melekler onları: Size söz verilen
gün, işte bu gündür, diye karşılarlar." (Enbiya Süresi 101-103). Ey Ali, sen
ve taraftarların durulması gereken yerde istenileceksiniz ve hepiniz cennetin
nimetleri içinde olacaksınız. Ey Ali, melekler, cennet hazinleri ve huriler
seni ve taraftarlarını özlemişlerdir. Arşı taşıyanlar ve melekler dualarında hep sizi
anarak, sevdiklerinize de Allah'tan hayır dua ederler. Kendileri, çoktan
gurbette olan bir aile ferdinin geri gelmesi sevincinde olduğu gibi, senin
ve taraftarlarından birinin onların yanına gelmeleri ile sevinirler. Ey Ali, taraftarların
Allah'ın katında yüksek dereceye varabilmek için cihat ederler ve onlar
Allah'ın huzuruna vardıklarında suçsuz ve günahsız olarak oraya varırlar. Ey
Ali, taraftarlarının amelleri her cuma günü bana sunulur. Onların iyi amellerine
sevinir ve kötü amelleri için Allah'tan af dilerim. Ey Ali, senin ve taraftarlarının
zikri Tevrat'ta onlar yaratılmadan önce hep hayır içinde olmuştur. Onların
durumu İncil'de de aynıdır. Kitap ehlinin İliyya'yı kitaplarında bildikleri
gibi senin taraftarların onlardan daha iyi bir şekilde senin ilmini Tevrat, İncil ve
Kuran'da bilirler. Ey Ali, ashabına anlat ki, onların gökyüzündeki zikirleri
yeryüzündeki zikirlerinden daha fazla ve daha büyüktür. Bundan dolayı
sevinsinler ve daha da içtihatta bulunsunlar. Ey Ali, taraftarlarının ruhları
uyuduklarında ve vefat ettiklerinde hep göğe yükselir. Melekler, insanların
bedir ayın nuruna bakıp sevindikleri gibi o ruhların nuruna bakıp
sevinirler. O ruhların Allah'ın katındaki menzillerini de gözetirler. Ey
Ali, seni hakkıyla tanıyan ashabına de ki: Düşmanlarının amellerinden uzak
dursunlar. Her gece ve gündüz Allah'ın rahmeti onları kaplar, onlar
düşmanlarının pis amellerinden uzak dursunlar. Ey Ali, tarafatarını kötüleyenlere,
senden ve onlardan uzaklaşanlara, seni ve onları başkaları ile
değiştirenlere, senden başkasına meyil gösterip seni ve taraftarını terk edenlere,
delaleti seçip sana ve taraftarına karşı savaş ilan edene, biz Ehli Beyt'i ve sana
tabi olanları buğz edene, maddi ve manevi gücünü bize karşı kullanana
Allah'ın gazabı şiddetlenmiştir. Ey Ali, taraftarlarından görmediklerime ve beni
görmeyenlere selamlarımı ilet ve de ki: Onlar benim kardeşlerim ve
özlediklerimdir. Onlar, Allah'ın ipine sımsıkı tutunup ona güvenirler.
Amelleri ile içtihat ederler. Biz, onları kesinlikle hidayetten çıkarıp
delalete götürmeyiz. Onlara haber ver ki: Şanı yüce olan Allah onlardan
razı olup, onlarla meleklerine karşı övünür. Her cuma günü onlara rahmeti
ile bakar ve meleklerine, onlara istiğfar etmeleri için emreder. Ey Ali,
benim seni sevdiğim sevgi ile sana bağlanıp, Allah'ın dini ile kaim
olanların yardımını başkalarının yardımına değişme. Çünkü bunlar kalplerinin
saflığı ve temizliği ile seni baba ve evlatlarının üzerine tercih ederek
senin yolunda seni takip etmişlerdir. Onlar bizden dolayı gördükleri
eziyetlere katlandılar. Bize ne pahasına olursa olsun yardımlarını
esirgemediler. Yüreklerinin kanını eziyet ve kötülüğe karşı bizim için
döktüler. Hatta bu durumdan dolayı kendilerini zelil görmediler. Sen onlara
karşı merhametli ol ve onlarla kanaat getir. Nitekim şanı yüce olan Allah
yarattığında onları bizim tıynetimizden (çamurumuzdan) seçip yaratmıştı.
Bizim sırrımızı onlara verdi, kalplerinin bizim marifetimizi iltizam
etmesini sağladı, göğüslerini genişletti, onları bizim ipimize tutunur kıldı
ve bize muhalif olanları asla kendilerine üst saymadılar ve bundan dolayı
sultanların zulümleri ve kötülükleri onlara varmıştır. Allah onları
güçlendirdi ve doğru yola sevketti. Onlar, Allah'ın doğru yoluna
tutunduklarında geri kalan insanlar bundan habersiz ve delaletin
içindeydiler. İşte bu gibi insanlar Allah'ın laneti ile sabahlayıp
akşamlarlar. Senin taraftarın ise hak ve doğruluk minhacı üzerindedirler. Onlara
muhalefet edenlere sığınmazlar, göstermelik bir durum onlardan zuhur etmez
ve kendileri karanlığın kandilleridir"
Kaynak: (el-Meclisi "Bihar'ül Envar" C.65, S.45-48; Emali-i Saduk S.561-564;
İmadettin et-Tabari "Beşaret'ül Mustafa" S.180-182; Tefsir-i Fırat el-Kûfi
S.265-268; Şeyh Saduk "Fedail'üş Şia" S.15-21)