Yardım - Arama - Üyeler - Takvim
Tam Forum Görünümü: İslamiyette türban var mı
nusayri-alevi forum > BİLGİ EDİNME ''Din-inanç; Akıl ile kalbin birlikte hareketi Ruhun Bedende Vucut bulmasıyla oluşur'' > SORU CEVAP BÖLÜMÜ---Uygun Görünmeyen metinler ve mesajlar silinecektir.
Eskiocak-H
Selam Aleykum
1400 senedir devam eden, en son ve en mükemmel din olan islamiyette tesettür var mı yok mu diye tartışmanın gereği olmasada, sizlere 1400 yıldır fiilen tatbik edilen bir FARZI burada ispatlayacağım.. Sizlerde kendi öz meşrebi stilinizdeki giyin tarzını bakalım ne kadar inkar edebileceksiniz smile.gif

Nur süresi
31.İnanan kadınlara söyle, onlar da gözlerini bakılması yasak olandan çevirsinler; iffetlerini korusunlar; [örfen] görünmesinde sakınca olmayan yerleri (1) dışında, cazibe ve güzelliklerini açığa vurmasınlar; ve bunun için, başörtülerini yakalarının üzerine salsınlar. (2) Cazibe ve güzelliklerini kocalarından, babalarından, kayınpederlerinden, oğullarından, üvey oğullarından, kardeşlerinden, erkek kardeşlerinin ya da kız kardeşlerinin oğullarından, kendi evlerindeki kadınlardan, yahut yasal olarak sahip oldukları kimselerden, yahut kendilerine bağlı olup cinsel isteklerden yoksun bulunan erkeklerden, (3) ya da kadınların mahrem yerlerinin henüz farkında olmayan çocuklardan başka kimsenin önünde açığa vurmasınlar; ve [yürürken] gizli görkem ve güzelliklerini belli edecek şekilde (4) ayaklarını yere vurmasınlar.Ve siz, ey müminler, hepiniz topluca, günahkarca davranışlardan dönüp Allah'a yönelin ki kurtuluşa, esenliğe erişesiniz! (5)
tefsiri:

1 - Bizim "[örfen]" sözcüğüyle yaptığımız ilave illâ mâ zahera minhâ ifadesiyle ilgili olarak ilk İslam alimlerinin ve özellikle (Râzî'nin kaydettiğine göre) el-Kiffâl'in yaptığı "kişinin hakim örfe (el-‘âdetu'l-câriyye: geçerli âdet) uyarak açık tutabileceği, yani örtmemesinde beis olmayan yerler" şeklindeki açıklamayı yansıtmaktadır. İslam Hukuku'nun geleneksel temsilcileri "görünmesinde [örfen] sakınca olmayan" ifadesinin tanımını her ne kadar kadının yüzü, elleri ve ayaklarıyla sınırlı tutma eğilimini göstermişler -hatta sınırlamayı bazan daha da ileri götürmüşler- ise de, illâ mâ zahera minhâ'nın anlamı bizce çok daha geniştir; nitekim, kullanılan ifadedeki kasdî belirsizlik (yahut çok anlamlılık) da bu hususta, insanın ahlakî ve toplumsal gelişiminin gereği olarak ortaya çıkan zamana bağımlı değişikliklerin gözönünde bulundurulduğunu göstermektedir. Yukarıda, aynı kelimelerle hem erkeklere ve hem de kadınlara ulaştırılmak istenen mesajın özü, onların "haramdan gözlerini çevirmeleri ve iffetlerini korumaları" noktasında düğümlenmektedir; kişinin, yaşadığı çağda, Kur'an'ın toplumsal ahlak konusunda getirdiği ilkeleri gözönünde tutarak, dış görünüşünde, giyim kuşamında göstermek zorunda olduğu dikkatin sınırlarını da bu ölçü belirlemektedir.

2 - Himâr (çoğulu humur), hem İslam'dan önce, hem de İslam'dan sonra Arap kadınlarının kullandıkları geleneksel başörtüsüdür. Klasik müfessirlere göre, bu başörtüsü kadınlar tarafından İslam öncesi dönemde az çok süs giysisi olarak kullanılır ve uçları örtünen kadının sırtına serbestçe bırakılırdı; o günün yaygın modasına göre, kadınların giydiği gömleğin ya da bluzun önünde genişçe bir açıklık bulunur ve böylece göğüsler örtülmezdi. Bunun içindir ki, göğsün himâr ile örtülmesinin emredilmesi bu iş için mutlaka himâr kullanılmasının gerektiğini ifade etmez; fakat, sadece kadınların göğüs kısmının, örfen açık bırakılmasında sakınca bulunmayan yerlerden olmadığını ve dolayısıyla örtülmesi, gösterilmemesi gerektiğini ifade eder

3 - Yani, çok yaşlı erkekler. "Yasal olarak sahip oldukları kimseler" ifadesiyle (lafzen, "sağ ellerinin malik olduğu kimseler") köleler kasdedilmektedir; yine de bu konuda
4- Lafzen, "gizledikleri güzellikleri/cazibeleri bilinsin diye". Yedribne bi-erculihinne ifadesi deyimsel olarak darabe bi-yedeyhi fî mişyetihî (yürürken kollarını salladı) ifadesiyle benzeşmektedir (bu anlam örgüsü içinde Tâcu'l-‘Arûs'da kaydedilmiştir) ve dolayısıyla, tahrik edici bir yürüyüşe işaret etmektedir.
5 - Müminlerin topluca tevbeye çağırılmasının anlamı, "insan zayıf yaratıldığına" göre hiç kimsenin hata ve ayartıdan korunmuş olmadığının hatırlatılmasıdır.


Ahzap Süresi
59.
Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve [öteki] bütün mümin kadınlara [toplum içine çıktıklarında] dış kıyafetlerini üzerlerine almalarını söyle: bu, onların [temiz kadınlar olarak] tanınmalarını ve rahatsız edilmemelerini temin eder. Ama [unutma ki] Allah, çok bağışlayıcıdır, rahmet kaynağıdır! (6)


6- Yukarıdaki ayetin spesifik ve zamanla kayıtlı ifade tarzı (ki Hz. Peygamber'in eşlerine ve kızlarına atıfta bulunmasından açıkça bellidir) ve kadınların toplum içine çıktıklarında "dış kıyafetlerini (min celâbîbihinne) üzerlerine almaları" tavsiyesindeki bilinçli müphemlik, bu ayetin, terimin genel, zaman ve mekan üstü anlamıyla, bir hüküm ifade etmekten çok, zamanın ve sosyal çevrenin sürekli değişmesi karşısında uyulması gerekli ahlakî bir rehber anlamı taşıdığını gösterir. Ayetin sonunda Allah'ın affediciliğine ve rahmetine yapılan atıf da, bu görüşü desteklemektedir.


Nur Süresi
60.VE (7) [BİLİNKİ] artık cinsî arzu duymayacak kadar (8) kocamış kadınların, cazibe ve güzelliklerini açığa vurmak niyeti taşımaksızın [dış] giysilerini çıkarmalarında bir sakınca yoktur. Ama böylelerinin bile sakınmaları kendileri için daha hayırlı olur. Allah, mutlak ve sınırsız bilgi sahibi olarak, her şeyi işitmektedir.

7 - Bu bağlaç, kanaatimizce, başında yer aldığı ayetin daha önce vahyedilen bazı pasajlarla, yani her ikisi de Müslüman kadınların giyim kuşamda gözetmeleri gereken iffet ve tevazu ölçülerine işaret eden yukarıdaki 31. ayetle ve 33. surenin 59. ayetiyle bağlantılı olduğunu belirtmek içindir; ve dolayısıyla bu pasaj, surenin bu kısmında ayrı bir "bölüm" olarak ele alınmalıdır.

8 - Lafzen, "cinsî birleşmeye arzu [ya da "umudu"] kalmamış olanlar" -nikâh'ın anlamı, bu anlam örgüsü içinde, açıkçası budur. Bu isim ve türemiş olduğu fiil her ne kadar Kur'an'da hemen her zaman "evlilik" ya da "evlenme" anlamında kullanılıyor olsa da, bunun şüpheye yer bırakmayan istisnaları vardır. Sözgelimi sözcüğün yenkihu fiil formunun bu surenin 3. ayetindeki geçiş tarzı bu istisnalardan biridir. Bu istisnalar Cevherî ya da Ezherî (sonraki Lisânu'l-‘Arab'da zikredilmektedir) gibi bazı Arap filologların "Arap konuşma dilinde nikâh'ın anlamı cinsî birleşme (vat')dir" yolundaki görüşlerini doğrulamaktadır.
Eskiocak-H
Başın ortunmesinin ispatı için fazla geriye gitmeye gerek yok.. Babanızın annesi veya babanızın büyük annesine bakmanız yeterli..

İnandığınız gibi yaşamazsaniz, yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız. H.z. Ali (a.s.)
Ebu-Esed
es-Selam alal mu'minin

Eskiocak-H rumuzlu arkadaşın sözünü ettiği Nur Suresi 31. ayetin anlamı üzerine her devirde tartışmalar olagelmiştir. Hele ayeti arapçası ile almayıp Türkçe meallerden öğrenmeye kalktığımızda sıkıntı daha da büyür.

Gelin bu ayeti hep birlikte inceleyelim. Ayetin aslı şöyle:

بسم الله الرحمن الرحيم
وقل للمؤمنات يغضضن من أبصارهن ويحفظن فروجهن ولا يبدين زينتهن إلا ما ظهر منها وليضربن بخمرهن على جيوبهن ولا يبدين زينتهن إلا لبعولتهن أو ءابائهن أو ءاباء بعولتهن أو أبنائهن أو أبناء بعولتهن أو إخوانهن أو بني إخوانهن أو بني أخواتهن أو نسائهن أو ما ملكت أيمانهن أو التابعين غير أولي الإربة من الرجال أو الطفل الذين لم يظهروا على عورات النساء ولا يضربن بأرجلهن ليعلم ما يخفين من زينتهن وتوبوا إلى الله جميعا أيها المؤمنون لعلكم تفلحون


"Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Yakalarının üzeri kapanacak şekilde örtüye bürünsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunanlar (köleleri), erkeklerden, ailenin kadınına şehvet duymayan hizmetçi vb. tâbi kimseler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz."

Öncelikle belirtelim ki, "Khumuruhunna" kelimesi "Örtüleri" anlamındadır. "Başörtüsü" şeklindeki tefsir ve meallerin yanlış olduğu günümüzde bilim adamlarınca kabul edilmektedir. Şüphesiz eskiden hem kadınlar hem erkekler başörtüsü takar idi. Bu husus tartışmasız bir gerçektir.

Ayette ziynetten kastın ne olduğu aslında ayetin sonunda açıkça gösterilmektedir. Nitekim kadın ayaklarını vura vura yürüdüğünde göğüsleri sallanır. O halde gizlendiği halde şekli-şimali, büyüklüğü anlaşılan göğüs kadının burada bahsedilen ziynetidir, burada murad edilen saç değildir.

Nitekim saç, sekonder seksüel bir belirti değildir, normal ruh sağlığına sahip bir erkekte cinsel arzu uyandırmaz. Saçının bakımını yapan bir erkeğin saçı ile aynı bakımı uygulayan kadının saçı arasında görsel açıdan fark yoktur. Örtülmesi farz kılınan vücut bölgeleri, kadını kadın yapan, doğal olarak erkekten farklı kılınan yerleridir, ki bunlar erkeğin ona karşı cinsel arzu duymasına neden olan yerlerdir. Kadının saçının güzelliği gibi bir kıyas da geçersizdir. Nitekim kadının yüzü de güzel olabilir, o halde yüzün örtülmesi farz mıdır? Diğer yandan hasta ruhlu bir erkekte cinsel arzu uyandırabilecek her uzuv örtülecekse, ayakların da örtülmesi farz kabul edilmelidir. Nitekim hepimiz biliriz ki "ayak fetişizmi" denen bir olgu mevcuttur.

Ayette "örf" ile ilgili bir tabir geçmemektedir. Nitekim örfler milletten millete, kabileden kabileye, aileden aileye, çağdan çağa değişiklik gösterir. Ve siz de 1. maddede belirtiyorsunuz ki:

"...nitekim, kullanılan ifadedeki kasdî belirsizlik (yahut çok anlamlılık) da bu hususta, insanın ahlakî ve toplumsal gelişiminin gereği olarak ortaya çıkan zamana bağımlı değişikliklerin gözönünde bulundurulduğunu göstermektedir. Yukarıda, aynı kelimelerle hem erkeklere ve hem de kadınlara ulaştırılmak istenen mesajın özü, onların "haramdan gözlerini çevirmeleri ve iffetlerini korumaları" noktasında düğümlenmektedir; kişinin, yaşadığı çağda, Kur'an'ın toplumsal ahlak konusunda getirdiği ilkeleri gözönünde tutarak, dış görünüşünde, giyim kuşamında göstermek zorunda olduğu dikkatin sınırlarını da bu ölçü belirlemektedir. "

Eğer kendi alıntıladığınız bu paragrafı tam olarak okumuş olsaydınız, bunun sizin statik düşünce tarzınıza aykırı bir tespit olduğunu siz de anlardınız. Nitekim siz kendiniz diyorsunuz ki: "Örtünme ile ilgili yasa zamanın getirdiği örfi değişikliğe göre düzenlenir. Esas olan niyettir."

Nitekim muhkem bir ayeti evirip-çevirip, temennimize uygun anlamlar yüklemek yanlıştır. Bize düşen ayet nasıl ise, öyle İTAAT etmektir.

Eğer Nur Suresi 31. ayetin atalarımızın başını da örttüğünden hareketle tefsir edilmesini doğru buluyor iseniz, sizin de erkek olarak eski zamanlardaki gibi başınızı örtmeniz icab eder.

Ahzab Suresi 59. ayete gelelim. Ayetin orijinali şöyle:
بسم الله الرحمن الرحيم
ياأيها النبي قل لأزواجك وبناتك ونساء المؤمنين يدنين عليهن من جلابيبهن ذلك أدنى أن يعرفن فلا يؤذين وكان الله غفورا رحيما


"Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına (bir ihtiyaç için dışarı çıktıkları zaman) dış örtülerini üstlerine almalarını söyle. Onların tanınması ve incitilmemesi için en elverişli olan budur. Allah bağışlayandır, esirgeyendir."

Bilmiyorum siz geleneksel Arap kıyafetleri giyer misiniz, ben giyerim özel hayatımda. Arap iç gömleği ("kımbas") ince bir kumaştan yapılmıştır. Evde bununla gezebilirsiniz, ancak dışarı çıktığınızda görülür ki, biraz güneş ışığı vurduğunda altında ne var ne yok gösterir. Bu bakımdan erkek olarak bile üzerine bir cübbe geçirmeden dışarı çıkmayı kendinize yakıştıramazsınız. Ayetin anlamı da bu kadar basittir aslında. Demek istenmiştir ki: "İç gömleğinizin üzerine bir dış örtü geçirmeden dışarı çıkmayınız!"

Kaldı ki bu ayette ne baş örtüsünden bahseder, ne de ima ettiğini iddia edebileceğiniz bir ibare içerir.

Nur Suresi 60. ayet de genel bir örtünmeden bahseder. Cazibesini kaybetmiş yaşlı kadının giysisiz gezebileceği, ancak yine de sakınmanın daha hayırlı olacağı belirtilir.

Yukarıda saymış olduğunuz/alıntı yaptığınız delilleri tam anlamı ile okuyup idrak etmiş olsaydınız, tezinizin lehinde değil, aleyhinde delil getirdiğinizi görmüş olurdunuz. Bizi kınamakla geçirdiğiniz vakti okumakla, anlamakla, görmekle geçirseydiniz sizin için daha hayırlı olurdu.

Ali (AS)'dan olan hadisi bize ithaf buyurmanızın cevabı da şu ayeti kerimedir:
بسم الله الرحمن الرحيم
ياأيها الذين ءامنوا من يرتد منكم عن دينه فسوف يأتي الله بقوم يحبهم ويحبونه أذلة على المؤمنين أعزة على الكافرين يجاهدون في سبيل الله ولا يخافون لومة لائم ذلك فضل الله يؤتيه من يشاء والله واسع عليم


"Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allah, sevdiği ve kendisini seven müminlere karşı alçak gönüllü (şefkatli), kafirlere karşı onurlu ve zorlu bir toplum getirecektir. (Bunlar) Allah yolunda cihad ederler ve hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar. Bu, Allah'ın dilediğine verdiği lütfudur. Allah'ın lütfu ve ilmi geniştir." (Maide Suresi 54. ayet)

Ve huve bi kül şey'in 3Alim!
misaifr
bu konuyla ilgili ayetleri Zekeriya beyaz hocamızda açıklamıştı oradaki örtünmenin ebuesed abimin dediğine çok yakın ifadelerle açıklama getirilmişti.

ayaklarını yere vurmasınlar.Ve siz, ey müminler, hepiniz topluca, günahkarca davranışlardan dönüp Allah'a yönelin ki kurtuluşa, esenliğe erişesiniz! (5)

meale cımbızlama yöntemiyle mudahil olmuşsunuz burada anlatnak istenilenden çok anlatmak, istedikleriniz yorumu çıkmıştır. Burada Allahın kuran ayetlerini kendisinin anlatmak istediği gibi değil kulların kendi çıkarları için meallerde oynamalar yapıp sapkın kişilerden olduğunun mesajınada iyi bir örnek teşkil etmişsiniz.

ayrıca, sy eskiocak bildik alimlerin yöntemlerinden çok, bilinçli araştırmalar yaparak birden çok alimlerin anlatımları ve kuranı yoruma dayanmadan hadislerle pekiştirmeden akuyup doğru bilgiyi bulmanızı tavsiye ederim.
kumru
Esselamün aleyküm kardeslerim.
Burada amacimiz dinimizi,kültürümüzü yasayip,yasatmak ve birbirimizi bilinclendirmektir.Ama maalesef bazi arkadaslarimizda sitemize ve inancimiza karsi sinsi ve planli bir saldiri programi seziyorum.
Yapmayin ....aslinizi inkar ederek,dis mihraplarin aleti olmayin...!!! yeri gelince atalarimizin ibadet ve örf sekillerini örnek gösterip,sonrada onlarin inancini yerle bir etmeyin....
Uyanin.!!!! Ey gencler UYANIN....kendiniz olun...ASIMILASYONA ORTAK OLMAYINNNNNNN......
Dininizi kendiniz arastirin,sorgulayin,samimi olursaniz yardimimizi esirgemeyiz...mantiginizi kullanin.
Bu dediklerim geneldir.

--Ayrica ; sevgili genc arkadasim eskiocak;yazinda"illâ mâ zahera minhâ'nın anlamı "-bizce- "çok daha geniştir;demissin.
Yazinin icerigine cevap yazmayacagim,cünkü ebu-esed kerdesim yazilacaklari fazlasiyla yazmis(yüregine saglik).
Benim kafama takilan yukarida yazilan-BIZCE-ibaresini kimler icin kullanmissin?Siz kimsiniz?Kimlersiniz?
Bilelimde kafalarda soru isareti kalmasin.Degilmi?

KUMRU
denyen
QUOTE(kumru @ Aug 11 2008, 02:36 PM) *
--Ayrica ; sevgili genc arkadasim eskiocak;yazinda"illâ mâ zahera minhâ'nın anlamı "-bizce- "çok daha geniştir;demissin.
Yazinin icerigine cevap yazmayacagim,cünkü ebu-esed kerdesim yazilacaklari fazlasiyla yazmis(yüregine saglik).
Benim kafama takilan yukarida yazilan-BIZCE-ibaresini kimler icin kullanmissin?Siz kimsiniz?Kimlersiniz?
Bilelimde kafalarda soru isareti kalmasin.Degilmi?

KUMRU

Kardeşime katılıyorum ''Bizce'' bir çok anlamda değerlendirilebilir. Grup,kurum,cemaat,tarikat,meshep,yeni oluşum. her neyse belirtmende fayda var. nedenmi? en azından belki savunduğunuz şeylerin sizlerce bir başka anlamı vardır. Sizlere öyle öğreti sunanlar vardır iddaları belkide kendilerince bir kaynağa dayanıyordur değilmi!

Yozlaşma, dinide şüphe etme, dayanaksız deliller sunma ,anlatmak istenenden çok kabulettirme isteminde bulunma buna ek olarak araştırma ve ilmi birikimlere dayanmadan iddalarla başka kişi ve kişilerin sözleri ile hareket ve kontrolünde olma.Umarım sizde olan bu sıkıntıları çözersiniz
kumru
----Yozlaşmak kelimesi bana çok uzak.. Asıl --yozlaşan-- gençlik şekil ağda görüldüğü gibi --sizlersiniz--demissin.

Kardesim...
Ebu-Esed'in yazisinda sana ,yozlasmissin diye bir saldiri bulamadim.Ama sen toplu halde hepimize sekil a 'da görüldügü gibi sizler YOZLASMISSINIZ diyorsun.
Bizleri begenmiyorsun,sitemizde bizlere hakaret ediyorsun,kurani degistiren cehennemlikler diye ima ediyorsun ve..............bizler yozlasmis insanlar !!! olarak senin yazilarina cevap verip,yazilarinin sitemizde yayinlanmasina müsade ediyoruz.Burada bir yanlis yokmu sayin eskiocak?
Bizlere haksizlik etmiyormusun?
Begenmedigin,inanmadigin ve paylasmadigin ortak inanca neden satasiyorsun?
Bizler asimilasyona ugrayan dinimizi ve kültürümüzü yasatmaya calisan insanlariz.
Hicbirimiz bir kurulusun,ya da politik amac güden odagin sözcülügünü yapmiyoruz.
Dünyanin farkli cografyalarindan internet üzeri tanismis ve ortak inanci yasatmaya gönül vermis din kardesleriz.
Kimseyi aramiza zorla cagirip,beynini yikamaya calisarak düsüncelerimizi empoze etmiyoruz.
Seni aramiza zorla cagirmadik!!Sana inancini degistir demedik!!!
Sana bizlere hakaret etme hakkinida vermedik!!!!!!!
Lütfen saygili ol ve bizi oldugumuz gibi birak.Sende vaazini baska platformlarda ver.........
Bunlari tüm saygi ve sevgi cercevesinde samimi bir sekilde yaziyorum.
Lütfen tüm dünyanin huzurunde ayni kökten gelen din kardesler olarak birbirimizi daha fazla yipratmayalim.!!
Tamammi güzel kardesim.Allaha emanet ol
KUMRU
nusayri-aleviforum
Lütfen dikkat!
Konu Karşılıklı münakaşa ve hakaret içeren duruma geldiğinden bu kısım tartışmaya kapatılmıştır...
Eskiocak-H
QUOTE(nusayri-aleviforum @ Aug 14 2008, 02:05 PM) *
Lütfen dikkat!
Konu Karşılıklı münakaşa ve hakaret içeren duruma geldiğinden bu kısım tartışmaya kapatılmıştır...


Hakaret eden uyarılır, ceza alır, banlanır. Ama boyle bir anda konu kapatılmazki! İlk defa bir forumda bu kadar katı ve taraflı bir yonetim görüyorum.
denyen
QUOTE(Eskiocak-H @ Aug 29 2008, 05:44 PM) *
Hakaret eden uyarılır, ceza alır, banlanır. Ama boyle bir anda konu kapatılmazki! İlk defa bir forumda bu kadar katı ve taraflı bir yonetim görüyorum.

Birini devamlı uyarmak zorunda kalırsan ve seni dinlemezse Kardeşliktende atmak istemezsen kısa yoldan çözersin. Bizde bunu yaptık...
Asıl içeriğin sadece basit bir görünümüdür. Resimlendirilmiş tam halini görüntülemek için lütfen, buraya tıklayınız.
Invision Power Board © 2001-2012 Invision Power Services, Inc.