![]() ![]() |
Jun 14 2008, 09:28 AM
İleti
#1
|
|
|
Grup: Admin İleti: 328 Katılım: 2-April 08 Nereden: Yönetim Üye No: 104 |
İHTİDAYA ZORLAMA
II. Abdülhamit zamanı, dünya siyaseti açısından karışık bir dönemdir. İmparatorluk zayıflamıştır. Avrupa Devletleri, Osmanlı topraklarını işgal etmekte, karışıklıklar çıkarmaktadır. Toplumsal bütünlüğü korumak amacıyla, Yezidi, Dürzi, Nusayrilere karşı Sünnileştirme politikası güdülmüştür. Yezidi ve Dürziler'den; cizye alınmamış, askere alınmış, millet statüsü verilmemiştir. Sünni islama geçtikleri zaman ihtida ettikleri kaydedilmiştir. Nusayriler'de aynı işleme tabi olmuş, ancak Sünnileşince tashih-i İman ettikleri bildirilmiştir. Lazkiye mutasarrıfı (1890), İstanbul'a gönderdiği yazıda; Sahyun bölgesi Nusayrilerinin Sünni-Hanefi mezhebe geçtikleri bildirilmiş ve eğitimleri için okul-cami yapımı istenmiştir. Böylece, bölgede yaygın Cami inşa ederek bir ihtida amaçlanmıştır. Nusayriler bu baskı dönemini takiyye ile atlatmışlardır. lazkiye mutasasarrıfının belirttiği gibi sünni hanefiliğe geçmemişlerdir. müslüman olduklarını padişaha bildirmiş ve padişahın cami yapılmasını kabul etmişlerdir. ancak camilere gitmemişlerdir. Tekfir Fetvaları İbni Teymiyye'nin, Nusayriler hakkındaki tekfir fetvası, Nusayriyye Risalesi, Memluk Sultanı Klavun'un Nusayrileri toplu ihtida ya zorladığı döneme aittir. Fermanının imdadına fetva yetişmektedir. M. Maoz, Osmanlı'nın Suriye-Lübnan yönetim siyasetini şöyle anlatmaktadır: Doğrusu, Suriye'nin 400 yıllık idarecileri Osmanlı Türkleri, genel olarak Alevilere dini nedenlerden ötürü zulmetmediler. Fakat zaman zaman, özellikle de 19. yy.da Osmanlı paşaları, Alevilerin özerklik merkezlerini dağıtıp merkezi idarenin otoritesini kabul ettirmek için Ansariyye bölgesine askeri seferler düzenlemişlerdi. Aralıklı olarak onlarca yıl süren uzun bir dizi silahlı çatışmalardan sonra Osmanlılar; - idamlar, tutuklamalar, sınır dışı etme, silahsızlandırma, hatta askere çağırma ve vergilendirme gibi yollarla - Alevilerin askeri ve siyasi güçlerini oldukça zayıflattılar ve asırlar boyunca ilk defa olarak hükümetin otoritesine boyun eğdirdiler . Nusayrilerin tarih boyunca acı katliam ve iftira çektikleri tarihi bir gerçektir. Ama bu topLum için en acısı iftiralar olmuştur. İşte bir tane örnek: Nusayriliğin kurucusu İbn Nusayr, Şiî-İmamiyyenin onuncu imamı Ali en-Nakî'nin hayatında onun tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu iddia ediyor; onun hakkında aşırı görüşler ileri sürerek tenasuhtan söz ediyordu. Onun ilahlığını söylüyor ve haramları helal kılıyordu. Bir rivayete göre de, İbn Nusayr, İmamiyye'nin on birinci imamı Hasan el-Askeri'nin (260-873) "bab"ı olduğunu ileri sürmüş ve onun vefatıyla da oğlu Muhammed b. el-Hasan'ın mehdiliğini kabul etmiştir (E.Ruhi Fığlalı, Çağımızda İtikadi İslam Mezhepleri, s. 143, en-Nevbahtî, Fırakuş-Şî'a, nşr. M.Sadık, Necef 1936, s. 193). Bu satırları yazan kişi Abdurrahim Güzeldir. Önceki kişilerin iftiralarını yuvarlayıp atmış. Muhammed bin Nusayr hiçbir zaman için peygamberlik iddia etmemiştir. Nusayri inancında da böyle bir şey yoktur. 10. imamın ilahlığı gibi bir iddia Nusayrilikte yoktur ve Muhammed bin Nusayr da böyle bir iddia da bulunmamıştır. Haramları helal kılma iftirası insan onuruna yakışmayacak bir iddia. Amaç cinsel sapıklığı öne çıkarmak. Yani Nusayrilerin cinsel sapıklık yaptıklarını iddia etmek. Çağımızın objektif yazarlarından Ömer Uluçay’ın konuya ilişkin yazısı: 883 senesinde vefat eden Muhammed İbn Nusayr, onikinci imamın naibi olduğunu iddia etmemiş ve Ehli-Beyt imamlarının mezhebine tabi olan bir Alevi idi ve onların dininden başka bir din seçmemiştir. Muhammed İbn Nusayr, hiçbir zaman peygamberliği iddia etmemiş, her şeyi mübah saymamış ve Ehli-Beyt imamları hakkında aşırı inançlar gütmemiştir. Yaşadığı hayatın sonuna kadar Ehli-Beytin on iki imamına, büyük bir sadakatla bağlı kaldığını ispatlamıştır. (Ömer Uluçay) -Haçlı seferleri esnasında Haçlı ordularına yardım etmiş ve Müslümanların aleyhinde Hıristiyanlara destek olmuşlardı. Bundan dolayı Selahaddin Eyyubî tarafından cezalandırılmışlardır. Aynı şekilde Memluklular aleyhinde Moğollara yardım ettikleri için Memluklu Sultanı Baybars'tan da baskı görmüşlerdi Bu Abdurrahim Güzel denen şahıs varolan iftiralar yetmiyormuş gibi yeni iftiralar ekliyor. Nusayrilerin ezildiklerini inkar edemiyor olacak ki ezilişlerine gerekçe uyduruyor. Bu küstah adam bilmiyor ki Nusayrilerin en kötü iki dönemlerinden biri haçlı seferleri olmuştur. Bu küstah adam iftiracının kuranda lanetlendiğini bilmiyor mu? Biliyor ama mezhep hastalığı ona iftirayı hoş gösteriyor. Nusayriler bu kadar acıyı ve iftirayı hak edecek ne yaptılar? Fatimilerin anormal halifesi El-Hakim Biemrillah, hilafetten ziyade Ehli-Beyt imamlığını istiyordu. Buna karşı çıkan ve halis Alevi olan Hamdaniler, Oniki İmamdan sonra başka bir imam kabul etmeyeceklerini ilan ettiler. Hamdanilerin aldıkları bu karara öfkelenen Fatimilerin halifesi, Hamdanilere kin beslemiş ve devlet adamları ile, başta Hamdaniler olmak üzere, bütün Alevileri kötülemeye başlamışlardır. İşte bu sebeple, halifenin veziri Hamza İbn Ali, yazacağını yazmış ve halifenin takdirini kazanmıştı. Hamza İbn Ali, Vilayeti Beyrut adlı kitabın yazarı tarafından yalanlanmış ve Alevilere attığı iftiralarla, büyük bir müfteri olduğuna dair parmakla gösterilmiştir (1916). (Ömer Uluçay) Suriye'de Nusayrilik Aleyhinde Propaganda Bölge, aşiret, din ve mezhep farklılaşmasına dayalı bir siyasi rekabet, Suriye örneğinde belirgindir. Siyasal amaçlara varmak için, din duygularının nasıl kullanıldığına ve toplumları ayrıştırdığına bir örnektir. Müslüman farklı grupların, siyasi mücadelede, din faktörünü kullanmaları nedeniyle, yazılmış kitapların değerlendirilmesinde bu hususu unutmamak gerekir. Yani dini dergilerde, dini terminoloji ile, masumane dini değerlendirme gibi takdim olunan konuda, siyasal arka planı bilmek gerekir. Nikolaos Van Dam, bu konuda yazdığı eserde, politik din mücadelesinin örneklerini, boyutlarını (Suriye örnek) bildirmektedir: * Suriye-Irak uzlaşmasının ardından ... sorumluların kökten dinci Sünni Müslüman muhalif gruplar olduğu anlaşıldı. Bu gruplar İslam karşıtı ve imansız olarak gördükleri Alevi mezhebine... karşı kin duyuyordu. * Suriye Müslüman Kardeşler Örgütünden farklı olan ve kendilerine Mücahidin (Mücahitler) adını veren bir grup Cihad [Kutsal Savaş] ilan ettiğini bildirerek; el-Nadhin adlı yayın organındaki makalelerde, Aleviler hakkındaki düşüncelerini net olarak açıklamışlardır: Onlardan 'Nusayri (Alevi) düşman' ve 'islamın dışındaki kâfir Nusayriler' olarak söz ettiler. Rejime karşı yürüttükleri mücadelelerin baskı altında tutulan (Sünni) Müslüman çoğunluk ile kâfir Nusayri azınlık arasındaki savaş şeklinde tanımladılar. * Suriye Devlet Başkanı Hafız Esad, devlet rejiminin din ile siyaseti ayıran kesin çizgisine (seküler) rağmen, bu dönemde (1980) bazen konuşmalarında Allahu ekber diyerek başlardı, arada Ayetler okudu, açıkça Müslüman olduğunu bildirdi. Şam'da Emeviyye camisinde namaz kıldı. Ne var ki, Hafız Esad vefat edince (10 Mayıs 2000), İslam dinine uygun bir cenaze namazı-töreni ile defnedilmiş ve olay TV ile naklen yayınlanmış, ülkemizde de izlenmiştir. • Mezhep çatışması, siyasi propagandaya mesnet olunca tüm toplumsal katmanlar bundan etkilenmektedir. Nusayri karşıtı yayınların sayısı artmaktadır. Buna karşın Alevilerde savunma-açıklama amaçlı yayınlar yapmaktadırlar. Bunlar arasında Lazkiyeli avukat Haşim Osman ve Şeyh Abdurrahman el-Hayyir'in kitapları önem arzetmektedir. Nusayriler için yavuz katliamından sonra yukarı göç başladı. Önce Lazkiye ve ardından Hatay ve Çukurova bölgesi yerleşim yerleri oldu. şuana kadar ki kısımları biraz araştırma yapan herkes, doğrularıyla ve yalnışlarıyla ve de araya girmiş iftiralarıyla bilebilir. ancak şimdi ki kısım inanç sistemleri. ayrıca nusatrilerin ailevi, toplumsal, siyasi vbyanları ortaya konmaya çalışılacaktır. bu kısımları kitaplarda doğru olarak bulmak çok zordur. -------------------- Kızgınlığım, dost gibi görünüp dost olmayana. Öfkem, Özünde Kalbinde olanı Nefsinde yok edene. Cesaretim, Geçmişte yaşayan bunlara ödün vermeyen bu yol uğruna Katledilen Atalarımızdandır.
La fetâ illâ Ali, ve la seyf illâ Zulfikâr لا فتى الا علي و لا سيف الا ذوالفقار |
|
|
|
![]() ![]() |
|
Basit Görünüm | Tarih : 9th September 2010 - 10:35 PM |
www.nihatcay.com
www.grupnidal.com
www.aleviforum.info
www.alevi-islam.com