IPB

Hoşgeldiniz ( Giriş | Kayıt Ol )


De ki: "Ben, buna karşılık sizden, Ehli-beyt'imi sevmeniz dışında bir ücret istemiyorum” (Şura-23)

NUSAYRİALEVİ CHAT

9 Sayfa V   1 2 3 > » 

denyen
Mesaj Tarihi: Aug 24 2010, 09:33 AM





Grup: Admin
İleti: 328
Katılım: 2-April 08
Nereden: Yönetim
Üye No: 104


Bu sizin Bektaşi düşmanlığınızı anlamamaktayım! bir kişinin ifadesi tüm Bektaşileri ve İttifak edelimmi? sorunuzu bağlamaz. Olayalara biraz daha ciddi ve samimi bakarsanız inanın gerçeklere biraz daha yaklaşırdınız.

Oradaki tartışma durumunun tamamını bilinmemekteyiz, Şayet Tartışma forumunuzda Sunni gibi namaz kılar Sunni gibi Oruç tutulması gerektiğini savunursanız, sadece Bektaşilerden değil Hasibi Alevilerindende Nasibininizi alırsınız...
  Forum: SERBEST KÜRSÜ (Nusayri Aleviliği ile ilgili) · Mesaj Önizlemesi: #2953 · cevaplar: 10 · Okunma: 758

denyen
Mesaj Tarihi: Aug 17 2010, 04:24 PM





Grup: Admin
İleti: 328
Katılım: 2-April 08
Nereden: Yönetim
Üye No: 104


ABD’nin sır gibi sakladığı dahi Türk

Menderes’in keşfedip ABD’ye yolladığı İrfan Mavruk radarsız roketi keşfetti. 69 yaşında öldü. Türkiye’ye cenazesi geldi


ABD’nin New York kentinde 4 Ağustos tarihinde geçirdiği kalp krizi nedeniyle hayatını kaybeden İrfan Mavruk’un (69) cenazesi, memleketi Adana’da toprağa verildi.


İrfan Mavruk’un Adana’da yaşayan ağabeyi Abit Mavruk, bir gün okulda atom dersi işlenirken kardeşinin anlatımının kendisine ABD’nin kapısını açtığını ifade ederek, şöyle devam etti, “Bunun üzerine öğretmen idareye haber veriyor, konu valiye kadar gidiyor. ABD mühendisleri geliyor ve tepkili motorları soruyorlar, kardeşim de izah ediyor. ‘Bunda bir fevkaladelik var’ diyorlar. Vali bey eski TBMM Başkanı Refik Koraltan’a bir mektupla gönderdi. Koraltan durumu dönemin Başbakanı Adnan Menderes’e anlatıyor. Menderes de kardeşimi çağırdı. Dolmabahçe Sarayında Koraltan, bakanlar ve Menderes vardı. Koraltan ‘Bahsettiğim çocuk bu’ dedi. ‘Yüksek zekalı çocuklar fonu’ndan ABD’ye gönderelim dediler. 1959’da New York’a gönderdiler. ABD’liler teste tabi tutup Colombia Üniversitesine kaydettiler. ” Kardeşinin, ABD’de Houston’da bir nükleer araştırma merkezinde çalıştığını ifade eden Abit Mavruk, “Hidrojen bombasını icat eden bilim adamı da vardı. Nükleer silahların parçalarını üreten fabrikalarda çalıştı. ’Atom bataryası’ geliştirdiklerinden bahsetmişti. Füzeler uzaya çıktığında patlıyordu, bunun sebepleri ve çareleri üzerine çalışmıştı” dedi.


Radarsız uzaya atılan roketi geliştirdi

İrfan Mavruk’un, ABD’de İspanyol kökenli bir bayanla evlendiğini ve 3 çocukları olduğunu kaydeden Abit Mavruk, “Mutlu bir aile yaşamı sürdü. Önceki sene emekli olmuştu ve New York’ta yaşıyordu” diye konuştu. Mavruk, ABD’ye gittikten sonra 16 Şubat 1965 tarihli gazetelerde hakkındageniş haberler yer aldı. Türkiye’deki gazeteler, “Amerikalıların üstüne titrediği harika çocuk. İrfan Mavruk” ve “Hakkında özel kanun çıktı, gizli polis de onu koruyor” şeklinde başlıklarla verdikleri haberlerde, “25 yaşındaki bir Türk genci feza ilmine ışık tutuyor. İrfan Mavruk tarafından yapılan ve radarsız olarak uzaya fırlatılan roket büyük bir başarı sağladı” yazdılar.

  Forum: Ülkemizden, Dünyadan Olaylar, Haberler · Mesaj Önizlemesi: #2951 · cevaplar: 0 · Okunma: 71

denyen
Mesaj Tarihi: Aug 2 2010, 11:49 AM





Grup: Admin
İleti: 328
Katılım: 2-April 08
Nereden: Yönetim
Üye No: 104


QUOTE(özerarslanpay @ Aug 1 2010, 04:42 PM) *
Hasan Şaş --Karataşlı nusayridir Bizden
Selami Şahin Yayladağılı adam iki arapça biliyor diye bizden sanmayalım...
Atiye Deniz...Şu teoman ile KAL parçasına okuyan o da bizden Samandağlıymış...
Fatih Terim,Alevi olabilir nusayri değil!
Ümit Özat Alevi olabilir nusayri değil!
Erman Toroğlu içinde nusayri diyorlar nette ama yorum sizin kesin bilmiyorum çünkü...


Erman Toroğlunun Nusayri olduğu iddasını bilmiyorum sol görüşlü oluğunu biliyorum.
Atiye Deniz Nusayri olduğunu biliyorum fakat kendisi ne kadar nusayri önemli olan bu!

Asıl sorun şu; Birtakım Alevi kardeşlerimiz, biryerlere gelmekte ve başarı göstermektedirler bu Adana dan İsk. danHatay veya Mersinden olan kardeşlerimiz kimisi ,sanatçı, kimi futbolcu, kimi yazar, Düşünür, Akademisyen üzücü olan, kendilerini çoğu zaman gizlemeleri veya öyle böyle saklamaları, saklamazsa bile sen Alevimisin? gibi soru duyumlarına kapalı kalması.

  Forum: SERBEST KÜRSÜ (Nusayri Aleviliği ile ilgili) · Mesaj Önizlemesi: #2949 · cevaplar: 15 · Okunma: 1,421

denyen
Mesaj Tarihi: May 1 2010, 10:29 AM





Grup: Admin
İleti: 328
Katılım: 2-April 08
Nereden: Yönetim
Üye No: 104


Bazı kardeşlerimiz, hatta derneklerimizden bir kaçı, İran daki şii kesmine doğru kaymakta ve desteklemekte , bence bu durum daha vahim ve tehlikeli o kesimlerle (şii)yakından uzaktan din bağımız ve inanç uyumumuz yok sadece 12İmamı kabul etmelerinden başka.

Düşünce olarak en yakın Bektaşilerdir ve inançta kısmen farklılıklar olsada yollarda tamamen aynıyız benim fikrim biribirimizi korumalı desteklemeliyiz.

Not:Güner Ümit olayında,Recai Kutan ın hakaretinde verdikleri tepki,daha dün Samandağındaki Şeyhlerin davasında bize en yakın destek Bektaşilerden geldi unutmayalım...
  Forum: SERBEST KÜRSÜ (Nusayri Aleviliği ile ilgili) · Mesaj Önizlemesi: #2942 · cevaplar: 10 · Okunma: 758

denyen
Mesaj Tarihi: Feb 23 2010, 05:32 PM





Grup: Admin
İleti: 328
Katılım: 2-April 08
Nereden: Yönetim
Üye No: 104


QUOTE(engo @ Feb 21 2010, 11:45 PM) *
Bir kac arkadaslarimla gecende bu konuyu tartisdik dövme günahmidir degilmidir diye, ben ne kadar dogru oldugunu bilmiyorum ama emanete ihanet oldugu icin Günah oldugunu biliyorum. bu Konuda bilgisi olan yardimci olabilirmi?

Saygilarimla Engo


Vücuda yapılan dövmeden kasıt sanırım? doğrumudur?
  Forum: SORU CEVAP BÖLÜMÜ---Uygun Görünmeyen metinler v... · Mesaj Önizlemesi: #2921 · cevaplar: 2 · Okunma: 510

denyen
Mesaj Tarihi: Feb 23 2010, 05:31 PM





Grup: Admin
İleti: 328
Katılım: 2-April 08
Nereden: Yönetim
Üye No: 104


Bektaşileri bir öcü gibi görmeyelim...
  Forum: SERBEST KÜRSÜ (Nusayri Aleviliği ile ilgili) · Mesaj Önizlemesi: #2920 · cevaplar: 10 · Okunma: 758

denyen
Mesaj Tarihi: Jan 14 2010, 02:36 PM





Grup: Admin
İleti: 328
Katılım: 2-April 08
Nereden: Yönetim
Üye No: 104


İyi yıllara kardeşlerim...
  Forum: bayram kutlamaları · Mesaj Önizlemesi: #2910 · cevaplar: 0 · Okunma: 325

denyen
Mesaj Tarihi: Jan 12 2010, 11:12 AM





Grup: Admin
İleti: 328
Katılım: 2-April 08
Nereden: Yönetim
Üye No: 104


Bilal kardeşim sanırım idrak zayıflığınız var tabi bunu normal karşılamalıyım bana İftira etme cüretini dahi göstermişsiniz.

''Siteyi ele geçirme'' ''Site değişime girdi'' saçma sapan kurgu ve komplo teorileri gibi Ahlaksızca ,Sayagısızca,Düşmanca bir davranış sergilemek düşman sevindrmekten başka bir işe yaramaz sizede fayda etmez...

Yukarıda İbinzeyn Kardeşim konuyu anlamış ve ona göre yorum yapmış tarafsızca konuya iştirak etmiştir. Sizin yapmanız gereken Bilal kardeşim sadece bu olmalı iken, kontrollü bir şekilde saldırıya geçmekte Kardeşler arası bütünlüğe gölge düşürmekten başka bir işe yaramamaktadır.

Denyen rumuzlu kişi olma meselesine gelince Kim olduğumu Site sahibine ve diğer admin kardeşlerime sorarsan aynı kişi olup olmağımı sana söyleyecektirler, Fazla şüpheci olmayınınız.

Ben senin soruna bir misalle örnek verecem; Bir İsmaili Tarikatına mensup bir kişiye Alevi değilsin de! veya Alevimisiniz? diye sor O zaman, alacağın cevab senin soruna net cevap olacaktır.

  Forum: SERBEST KÜRSÜ (Nusayri Aleviliği ile ilgili) · Mesaj Önizlemesi: #2909 · cevaplar: 13 · Okunma: 995

denyen
Mesaj Tarihi: Jan 6 2010, 12:16 PM





Grup: Admin
İleti: 328
Katılım: 2-April 08
Nereden: Yönetim
Üye No: 104


QUOTE
herkesin Alevi olamayacağı Aleviliğin de o kadar kolay bir şey olmadığını bende biliyorum. ama 12 imamı kabul etmekle alevi olunmaz sözü bence sizin bilgi eksikliğinizi gösteriyor. aksine 12 imamı kabul etmekle alevilik başlar.
QUOTE

kardeşim sen beni aptal mı sandın?


Siz sanırım Alevilik hakkında hiç birşey bilmiyorsunuz lütfen biraz daha bilgi sahibi olunuz 12 İmamları kabul etmekle Alevilik başlamaz burada, zaten siz Aleviliğin ne olduğunu bilmediğinizi ortaya koymaktasınız.

Şafilerin tamamı 12 imam kabul eder Hatta şimdilerde bile Sunni kesiminin bir çok kısmı da kabul eder, de sene onlarda Alevi ha...

Lütfen kardeşim biraz daha akıllı ve mantıklı misaller verelim bir muhalif olma isteğin yüzünden biribirimizi komik dudumlara düşürmeyelim önce konuyu idrak et yazılanları iyice oku anlamaya çalış karşındakileri itham edeceğine anlamaya çalış dinleki senide dinlesinler internet sitelerdinde kendini Alevi diye tanıtan başka taraflara hizmet eden bir takım kimselerin oyunlarına gelen kardeşlerimiz kendi içine zarar vermeye başladılar düşman sevindirmenin bir anlamı yok. Aptal değilsin bunu sana ima ve itham edende olmadı öfkeli bir şekilde devamlı yazılar beyan etmektesin daha sakin ve sabırla siteye iştirak edersen daha fazla dost ve kardeş kazanırsın konulara daha sağlıklı hakim olabilirsin. Sana kardeş tavsiyesi. Lütfen, biraz daha dikkat!!



  Forum: SERBEST KÜRSÜ (Nusayri Aleviliği ile ilgili) · Mesaj Önizlemesi: #2902 · cevaplar: 13 · Okunma: 995

denyen
Mesaj Tarihi: Dec 28 2009, 03:48 PM





Grup: Admin
İleti: 328
Katılım: 2-April 08
Nereden: Yönetim
Üye No: 104


Kardeşim, sanırım konuları takip ederken tam okumamanızdan kaynaklanan bir durum söz konusu.
Yukarıda verilen yazı tamamen tarafım dan değil alıntı olarak siteden aktarılmadır, öncelikle burada hem fikirim olalım.

Benim bu konuyu, açmamdaki sebep İsmaililerin 12 imamı kabulü veya 6.İmam Caferi Sadıktan sonra oğlu İsmaili kabul edenlerin düşüncesini tartışmaya sokmak değil.

Hasan Sabbahın Tarihi bir duruşunun ve Zafer kazanımlarının varlığı Dünya tarihincede kabul edilmektedir. Sırf Alevi olduğu, bilindiğinden İftiraya maruz kalma durumunu değerlendirmektir.

Lakin İsmaililer Sunni de değiller en yakın kol olan Aleviliğin farklı bir fırkasıdırlar Batıniliği yaymak için mucadele etmişlerdir ha bunu kabul ederiz etmeyiz. Netce itibari ile bu kesim,Ali şiası tarafının Muaviye saltanatından Dağılma sürecinde tarafları şia idi Aleviydiler ,Lakin belli bir zaman sonra 6.İmam dan sonra Tarih süreçlerinide incelerseniz bir fikir ayrımına gidilmiş yolları ayrılmıştır, dikkat ediniz o dönemlerde Caferi,Sunni,İsmaili vs. gibi ayrışmalarıda gidildiğini göreceksiniz. Haller böyle iken o dönemde bazı zahiri olguların kabul edilmesi dayatılması bir ayrışıma neden olmuştur.

Bu arada kardeşim ben şahsi olarak şunu belirtmek istiyorum 12İmamı kabul etmekle Alevi olunmaz Alevilik o kadarda basit değil herkes Alevi olmaz önce kişi; Ahlak, edeb,saygı,cesaret,İman,itikat,inanç,aile,ruh,beden,temizlik,İbadet bu daha başlangıç Ondan sonra diğerleri gelir. Anlayacağımız Alevilik hem zor hemde kabul edene çok kolay...

Unutmayalım Kendine yapılmasını istemediğimiz bir şeyi başkasına yapmamalıyız. Yıllarca Nusayrialevileri ezildi İftiraya uğradı kendi ALevi caferi kardeşlerince bile, gulat damgası yedi,sırf Batın inancı olması sebebiyle Akla hayale gelmeyecek kötü seneryolara maruz kaldı İnanç Önderleriği yapmış ata şeyhleri katledildi aç bırakıldı. Sebebi neydi? İşte kimse bunu dinlemek istemedi sırf Alevi oldukları için...

DENYEN

  Forum: SERBEST KÜRSÜ (Nusayri Aleviliği ile ilgili) · Mesaj Önizlemesi: #2898 · cevaplar: 13 · Okunma: 995

denyen
Mesaj Tarihi: Dec 25 2009, 02:19 PM





Grup: Admin
İleti: 328
Katılım: 2-April 08
Nereden: Yönetim
Üye No: 104


QUOTE(ibin bilal @ Dec 24 2009, 07:37 PM) *
denyen kardeşim,

kardeşim ben iddia etmiyorum sadece kesin olanı dile getiriyorum. yazımda şöyle bir soru sordum "12 imamı kabul etmemeside bunun en büyük göstergesi değil mi?" sorumu şu açıdan yinelemek istiyorum. alevilik 12 imama bağlı olmak demek değil midir? bu sorunun cevabı size hasan sabbah'ın kim olduğunu gösterecektir.
ve lakin siz hasan sabbahın ismaili olduğunu bile bile onun alevi olduğunu iddia ediyorsanız o zaman sizin alevilik tanımınızdan şüphe duymaya başlarım. ( not: yanlış anlamazsanız alevilik tanımınıda yapar mısınız? )

yanlış anlamazsanız bir konuya daha açıklık getirmek istiyorum. yine yazımdaşunu vurgulamıştım "örneğin emirimiz mekzun sincari. bir araştırın bakalım bu yüce şahsiyet kimlerle mücadele etmiştir. " bence siz bu sorunun cevabınıda araştırın ve sonucunda kimleri göreceğinize bir bakınız.


Alevilik ile tanım, Formu incelediyseniz muhakkaki gerekli bilgi ve açıklamalarımızı görebilecektiniz, bunun üzerinde fazla durmayacağım en azından bu şüphe durumunuzda üzüntü vericidir.

  Forum: SERBEST KÜRSÜ (Nusayri Aleviliği ile ilgili) · Mesaj Önizlemesi: #2896 · cevaplar: 13 · Okunma: 995

denyen
Mesaj Tarihi: Dec 24 2009, 09:48 AM





Grup: Admin
İleti: 328
Katılım: 2-April 08
Nereden: Yönetim
Üye No: 104


İnb Blal KardeşimHasan Sabbahın Liderliği vasfı ve Bizden üstünlüğü olma gibi durumlarını tartışmaya sokma niyetim yok,
ama bence ön yargılı davranma kadeşim bir iddan varsa tarihi gerçeği yansıtan, bilgi sunman gerekmezmi! hani bizde bu kulaktan dolma bilgiler ile bu şahsiyetin kötü tanıtılmak istendiğini bu kişiyi, kötü lanse ettiren kesimlerinde sırf Alevi olması nedenyle karalama yaptığı aşikardır. Konunun taşınmasıda bu yöndendir. Tüm Sunni kaynaklarında ve Alevi kaynaklarında, Hassan Sabbahın Alevi olduğu net birşekilde geçmektedir kısa ir araştırma yaparsanız göreceksiniz
...
Ayrıca, Şeyh Mekzun sincari,Cemil Nardalı,Şeyh Ğanım,M. Bağdadi vb. daha sayamadığım bir çok şeyh bu değerleri bizler biliyor makamlarını da Ziyaret etmekteyiz.

Uutmayalım bizler hala buna benzer ve daha vahim iftiralara maruz kaldık ve kalmaktayız sırf Alevi olduğumuz için...
  Forum: SERBEST KÜRSÜ (Nusayri Aleviliği ile ilgili) · Mesaj Önizlemesi: #2894 · cevaplar: 13 · Okunma: 995

denyen
Mesaj Tarihi: Dec 11 2009, 01:34 PM





Grup: Admin
İleti: 328
Katılım: 2-April 08
Nereden: Yönetim
Üye No: 104


Hasan Sabbah ile ilgili bilgisi ve birikimi olan arkadaşlar kısaca fikir beyan edebilir, Nusayrialevilerinin kişi hakkındaki görüşleri nelerdir? Batıni Fırkasını yaymak için Tarihte mücadele eden ve hiç yenilgiye uğramayan bu zat bir takım kesimler tarafından iftiraya uğradığı ne denli inandırıcı veya doğrudur?
  Forum: SERBEST KÜRSÜ (Nusayri Aleviliği ile ilgili) · Mesaj Önizlemesi: #2891 · cevaplar: 13 · Okunma: 995

denyen
Mesaj Tarihi: Dec 11 2009, 01:31 PM





Grup: Admin
İleti: 328
Katılım: 2-April 08
Nereden: Yönetim
Üye No: 104


Hasan Sabbah

Hasan Sabbah, tarihte ve günümüzde eşi benzeri olmayan bir Alevi önderidir. Hasan Sabbah, kurduğu örgüt ile yıllarca zalimlerin, saltanat sahiplerinin korkulu rüyası olmuştur.

Hasan Sabbah, İran’ın Kum kentinde doğmuştur. Doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Hasan Sabbah, 17 yaşına kadar Oniki İmam’cı Şii eğitimi almıştır. 17 yaşından sonra İsmailliliği benimsemiş ve bölgenin İsmaili önderlerinden eğitim görmüştür. Hasan Sabbah buradaki eğitimini tamamlayınca, İsmaillilerin merkezi olan Fatımi Devleti’nin başkentine uzun ve zahmetli bir yolculuktan sonra 1078’de vardı. Hasan Sabbah üç yıl Mısır’da kaldı. Kahire ve İskenderiye’de dönemin ünlü bilginlerinden dersler aldı. Hasan Sabbah, 1081 yılında İsfahan’a dönerek, yetkinleşmiş bir şekilde mücadeleye başladı. Hasan Sabbah, yaklaşık 9 yıl çeşitli kentleri gezerek, İsmailliliği yaymaya çalıştı. Bu çalışmaları sonucu var olan İsmaili tabanını daha da genişletti. 1090 yılında Alamut kalesinde eğitim ve örgütlenme mücadelesine yeni bir boyut kazandırarak, Alamut kalesini kendisine merkezi üs olarak seçti. Alamut kalesi, Elbruz sıradağlarının en doruğunda olup, çok korunaklı bir konumdadır. Nitekim yıllarca ordular Alamut’u kuşatmalarına rağmen fethedememişlerdir. Hasan Sabbah burayı bilinçli seçmiştir. Hasan Sabbah, Alamut’un bütün eksiklerini tamamladı. Su kanalları açıp, ambarlar kurdu. Çevredeki küçük kaleleri alıp onlara kuleler yaptı. Çevrede bulunan yerleşim alanlarının çoğu İsmaili oldu. Bu arada bazı kurallar getirip, sosyal reformlar yaptı. İsmailileri kardeşlik bağlarıyla birleştirdi. Böylece her birey kendisini topluluğun sorumlu bir üyesi ve onun ayrılmaz bir parçası olarak hissetmeye başlamıştır.

Alamut kalesinin Hasan Sabbah tarafından ele geçirildiğini öğrenen Selçuklu veziri, Nizamülmülk, dört ay boyunca Alamut’u kuşatmasına rağmen sonuç alamadı. Bu dönemde Selçuklu Devleti’nde taht kavgası vardı. Bu durumu en iyi şekilde değerlendiren Hasan Sabbah, örgütlenme alanını günden güne genişletti. Örgütlenme ağı o kadar boyutlanmıştı ki, Selçuklu Devleti’nin üst düzey memurları dahi İsmaili olmuştu.

Hasan Sabbah, bütün yaşamı boyunca İsmaili inancının özgürce yaşanması için çalıştı. Bu noktada başarılı oldu. Bugün dahi onlarca kişi Hasan Sabbah’ın yaptıklarını hayranlık, şaşkınlık ve gıpta ile değerlendirmekteler. Hasan Sabbah’a olmadık iftiralar, hakaretler ve yakıştırmalar yapıldı. Öyle ki, Hasan Sabbah taraftarlarına afyon içenler anlamında haşhaşiler denildi. Oysaki onlara “Assasin” deniliyordu. Assasin kavramının türkçe karşılığı “bekçiler, sır bekçileri”dir. Onlar hiç bir zaman dünya malına olan düşkünlüklerinden, insanın inandığı değerler için yapmayacağı şey olmadığını bilmediler. Onlar için, değerleri için, inancı için yaşamını dahi feda etmek, insanın yapacağı bir iş değildi. Günümüzde dahi, Hasan Sabbah ve taraftarları için en ahlâk dışı iftiralar yapılmaktadır. Onlara göre Hasan Sabbah, fedailerini sahte cennet vaadiyle kandırıp, onları uyuşturucuya alıştırıp, eylemlere gönderiyormuş. Ne yazık ki, bir çok Alevi insan dahi bu yalanlara inanmaktadır. Oysaki gerçekler çok daha farklıdır. Gerçekte Hasan Sabbah, kötülüklere, haksızlıklara karşı gelmiş ve öğrencilerini de bu doğrultuda eğitmiştir. Onlara asla ve asla haksızlığa boyun eğmemelerini öğütlemiştir. Bu uğurda gerekirse yaşamlarını ortaya koymalarını öğütlemiştir. Hasan Sabbah’ı izleyen öğrencileri, yer yer fedai eylemler geliştirip, haksızlıkların üzerine gitmişlerdir. Doğal olarak haksız olanlar bunun karşıt propagandasını yapmışlardır. Ama bilinmelidir ki, bir kişiye ne kadarda uyuşturucu verilirse verilsin, o kişi asla böyle eylemler yapamaz. Aksine uyuşturucu alan kişi hantallaşır.

Hasan Sabbah’ın Alamut kalesini koruması, bu kaleye en güçlü ordunun dahi girememesi günümüzde dahi gıpta ile bakılan, hayranlık duyulan bir olaydır. Nasıl olurda bir fedai gözünü kırpmadan eylem gerçekleştirmiştir? O fedai nasıl bir eğitimden geçmiştir? Hasan Sabbah nasıl taktikler geliştirip, stratejisini uygulayıp, kaleyi güçlü ordu karşısında korumuştur? Bütün bunlardan yola çıkarak, Hasan Sabbah’ın etkileme gücü, bilinci, askeri dehası, örgütlenme stratejisi günümüzde hayranlık uyandırıyor. Böyle bir büyük şahsiyet görevini başarıyla tamamlamış 1124 yılında hakka yürümüştür.



Alevikonseyi sitesinden alıntı dır.

  Forum: SERBEST KÜRSÜ (Nusayri Aleviliği ile ilgili) · Mesaj Önizlemesi: #2890 · cevaplar: 13 · Okunma: 995

denyen
Mesaj Tarihi: Dec 3 2009, 10:04 AM





Grup: Admin
İleti: 328
Katılım: 2-April 08
Nereden: Yönetim
Üye No: 104


Yönetim olarak, Dünya yaratıldığından bu güne kadar gelen en büyük Bayram olan ve Cehennem Azablarının bu güne hürmetinden durduğu, ''3id El-3adir'' bayramınızı Kutlarız.



GADR HUM OLAYI

Esirgeyen ve bağışlayan yüce mevlamız Allah’ın adıyla
İslam tarihinde büyük öneme haiz olan Ğadir Humm olayı, ana kaynaklarda geniş bir şrkilde aktarılmıştır.
Şia ve sünni ana kaynaklarında bu olayla ilgili haberler farklı olsa da, olayın önemine işaret eden bilgiler her iki taraftan belirtilmiş, ihmal edilmemiştir.
Ğadir Humm olayını sünni ana kaynaklardan aktarmak istiyorum.Ehli Beyt imamlarına dayalı olarak aktarılan Ğadir Humm olayı, şüphe bırakmıyacak bir şekilde günümüze kadar ulaşmıştır.

Ğadir Humm olayını, haberlerin ortaklaşa aktardıkları noktalarıyla sunmak istiyorum.

Hicretin 10. yılında Peygamber efendimiz hz.Muhammed, (Allah’ın hayır duası ve selamı onun ve Ehli Beytinin üzerine olsun), onun getirdiği dine, yola inanmış olan insanların (müslümanların) Hac’ca katılmalarını sağlamak amacıyla etrafa haber yollamıştı.
Bu çağrısına onbinlerce insan icabet etmişti.Peygamber efendimiz bu hac cağrısının insanları bir araya getireceğini ve kuşkuyu ortada kaldıracak bir ortam sağlıyacağını biliyordu.
Onbinlerce insanla beraber,Medine’den Mekke’ye doğru yola çıkar.
Mekke’ye vardıklarında insanlara Haccın nasıl eda edileceğini ve gerceğini öğretir.Daha sonra Arafat’ta insanlara hitab eder ve vasiyetlerde bulunur.Haccın bitiminden sonra,
Mekke’den Medine’ye doğru geri dönerken, Cuhfe nahiyesinde Ğadir Humm olarak bilinen bir gölün etrafına varılır.Bu esnada Cebrail aleyhisselam, Peygamber efendimize gelip, şu ayeti okumuştu: “Ey Rasul (elçi) ! Sana Allah tarafından indirileni bildir ! Şayet bunu yerine getirmezsen , Allah’ın elçiliğini ifa etmemiş olursun ! Allah, sana zarar vermemeleri için, seni (inanmayan) insanların şerrinden koruyacaktır.Allah, Kafir olan topluluğa,(yapmak istedikleri kötülük için) rehber olmaz.” (Maide suresi: 67)(1)

Peygamber efendimiz, bu ayetin neden indiğini iyi biliyordu.Fakat beraberinde bulunan insanların içinde çok sayıda münafıkların ve kafirlerin (inkarcıların) bulunduğunu da çok iyi biliyordu.Ayet, bu tereddütü bertaraf etmek için açık bir beyan getirmşti.Allah, Peygamberini hazır olan insanların ve aralarında bulunan ikarcıların şerrinden koruyacağını beyan etmişti.

Peygamber efendimiz geride kalan insanların yetişmesi ve önde giden insanların geri dönmesi için haber yolladı.
Gölün etrafında bulunan ağaçların altına kendisi için yer yapılmasını emretti.Ağaçların altı süpürüldü ve harkes yerini aldı.
Vakit öğleye doğruydu.Sıcaktan insanlar elbiselerinin bir kısmını başlarına ve bir kısmını kavurucu toprağın sıcaklığından korunmak için altlarına sermişlerdi.(2)
Hazır olan insanlarla topluca ibadeti yerine getirdikten sonra, onun için orta bir yerde, gölgeliğin altında deve semerlerinden yapılan yüksekliğe çıktı.(3)
Oradan en yüksek sessiyle insanlara şöyle hitab etti :
“ Allah’ı hamd eder , O’na sığınır , O’na inanır ve O’na tevekkül ederiz.Ve Allah’a, nefsimizin şerrinden ve kötü işlerimizden sığınırız.O’na ki, sapıklığa gidene rehber olmaz ve doğru yolda olanı da yolundan çıkarmaz.
Allah’tan başka bir İlah olmadığına ve Muhammed’in de O’nun kulu ve elçisi olduğuna tanıklık ederim.
Ey insanlar ! Latif ve her şeyden haberdar olan Allah, her peygamberin ondan önceki peygamberin ömrünün ancak yarısı kadar yaşıyacağını bana haber etti.
Allah’ın katına davet edildiğimde şüphesiz olarak icabet edeceğim ve aranızdan ayrılacağım.Ben sorumluyum sizde sorumlusunuz, bu hususta ne diyeceksiniz ?”

Hazır olanlar dediler ki : “ Tanık oluruz ki sen, bildirdin, nasihat ettin ve gereken mücadeleyi yaptın.Buna karşılık Allah sana hayırla mükafatını versin.”
Bunun üzerine Peygamber efendimiz sözlerine şöyle devam etti:
“Allah’tan başka bir İlah olmadığına ; Muhammed’in de O’nun elçisi olduğuna ; O’nun cennetinin ve cehenneminin hak olduğuna ; ölümün hak olduğuna ; kıyamet vaktinin hiç şüphesiz geleceğine ve kabirde olanların hepsini Allah’ın bir daha dirilteceğine dair şahitlik etmezmisiniz ?”
Hazır olanlar dediler ki : “Evet, hepsine şahitlik ediyoruz.”
Peygamber efendimiz şöyle devam buyurdu : “ Ey Allah’ım ! Şahit ol ! Ey insanlar, beni duyuyor musunuz ?”
Hazır olanlar dediler ki : “ Evet, seni duyuyoruz.”

Bunun üzerine şöyle buyurdu : “Ben sizden önce Kevser havuzu başı ucunda olacağım.Sizler de oraya varacaksınız.O havuzun genişliği San’a (Yemen de bir şehir) ve Busra (Suriye de, Şam civarındaki yer) mesafesi kadardır.Etrafında, yıldızların sayısı kadar gümüşten kadehler vardır.Bakayım iki ağır emanetime karşılık nasıl amel edeceksiniz ?”
Peygamber efendimiz bu iki ağır emaneti zikrettiğinde bir kişi şöyle nida etti : “Ey Allah’ın elçisi ! Zikrettiğin iki ağır emanet nedir ?”
Peygamber efendimiz buyurdu ki : “ Daha büyük olan emanet Allah’ın kitabıdır.Bir tarafı Allah’ın elinde ve öbür tarafı da sizin elinizdedir.Ona tutunun ve sapıklığa uğramayın ! İkincisi ve küçüğü olan ise zürriyetim olan akrabamdır (Ehl-i Beytim dir).Latif ve herşeyden haberdar olan (Allah) bana bildirdiki , ikisi kevser havuzuna varıncaya kadar asla birbirinden ayrılmayacaklar.Onların böyle olmasını kendim Allah’tan istedim.Sakın ikisinin önüne geçmeyiniz aksi takdirde helak olursunuz (yok olup gidersiniz) ; sakın ikisinin hakkında kusurda bulunmayın yoksa helak olursunuz !”
Bunun üzerine yanında bulunan hz.Ali’nin elinden tutarak o kadar havaya kaldırdı ki, ikisinin koltukaltları göründü ve bütün toplum onu tanıdı.Bunun üzerine Peygamber efendimiz şöyle buyurdu : “Ey insanlar ! Müminlerin üzerine kendi nefislerinden ziyade kim tasarruf sahibidir ?”
Hazır olanlar şöyle dediler: “Allah ve elçisi bunu daha iyi bilirler.”
Bunun üzerine Peygamber efendimiz şöyle devam buyurdu:

“Allah benim (üzerimde tasarruf sahibi olan) mevlamdır.Ben de müminler üzerinde tasarruf sahibi olduğum gibi, onlara nefislerinden daha evlayım.Ben kimin (üzerinde tasarruf sahibi) mevlası isem, Ali’de onun üzerine mevlasıdır (tasarruf sahibidir)!!!”
Bunu üç kere tekrarladı.(Hanbeli mezhebinin imamı Ahmed ibin Hanbel’in aktardığı haberde 4 kere tekrarlandığı zikredilmiş.)
Daha sonra Peygamber efendimiz şöyle buyurdu:
“Ey Allah’ım ! Ali’yi tasarruf sahibi kabul edenleri Sen de kabul et ; ve onu (Ali’yi) üzerinde tasarruf sahibi olduğunu inkar edip düşmanlık edene Sen de düşman ol !!! Ali’yi seveni Sen de sev ve onu buğz edeni Sen de buğzet !!! Ali’ye destek olana Sen de destekçi ol ve Ali nerede olursa hakkı onunla beraber kıl !!! Hazır olanlar hazır olmayanlara bu söylediklerimi tebliğ etsinler !!!” (4)

Peygamber efendimizin sözleri bittiğinde ve halk daha dağılmadan Cebrail aleyhisselam şu vahiy ile indi : “ ...Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam’ı uygun buldum...”(5) (Maide suresi : 3. ayet)
Bunun üzerine Peygamber efendimiz şöyle buyurdu: “Dinin ikmali, nimetin tamamlanması, Rabbimin benim elçiliğime razı olması ve Ali’nin benden sonra velayet sahibi (otorite sahibi) olmasına karşı Allah’ın yüceliğine şükürler olsun !!!”(6)

Bunu duyan sahabe, başta Ebu Bekr ve Ömer olmak üzere, hz.Ali’yi tebrik ederek şöyle dediler:
“ Sana kutlu olsun ey Ebu Talib’in oğlu ! Bugün bizim ve kadın- erkek bütün iman edenlerin mevlası (tasarruf sahibi) oldun !!!”(7)

Sahabeden Hassan ibin Sabit, Peygamber efendimizin huzuruna gelerek şöyle dedi :
“ Ey Allah’ın elçisi ! Müsaade edersen Ali hakkında söylemek istediğim beyitleri sana dinlendireyim.” Peygamber efendimiz şöyle buyurdu: “Allah’ın bereketi üzere söyle !”
Bunun üzerine Hassan şöyle söyler:

“Humm yerinde Ğadir gününde Peygamberleri onlara nida etti....
.....
ve ona : kalk ey Ali ! Seni benden sonra imam ve doğru yola sevk eden kıldım, dedi ....(8)

Peygamber efendimiz gereken biati hz.Ali için aldıktan sonra sahabeleri ile Medine’ye doğru yol almaya devam eder.
Peygamber efendimiz Medine’ye vardıktan sonra, Ğadir Humm olayını duyan Haris ibin Nu’man el-Fehriy, Peygamber efendimizin huzuruna gelip şöyle dedi:
“Ey Muhammed ! Allah tarafından bizlere ; Allah’tan başka bir İlah olmadığına ve senin de O’nun elçisi olduğuna tanıklık etmemeizi emrettin, biz de bu emrini kabul ettik.Beş vakit ibadet etmemizi emrettin, bunuda kabul ettik.Zekat vermemizi emrettin, kabul ettik.Oruc tutmamızı emrettin, kabul ettik.Hac etmemeizi emrettin, bunu da kabul ettik.Bütün bu emrettiklerinle yetinmeyip, amcanın oğlu Ali’nin elinden tutup, onu bizim üzerimizde üstün kılarak : Ben kimin mevlası isem Ali onun mevlasıdır, demişsin !? Ali hakkında söylediğin senden mi yoksa Allah tarafından mı emredildi ?”
Peygamber efendimiz buyurdu ki :
“Ondan başka bir İlah olmayan Allah’a yemin olsun ki, Ali hakkında söylediğim Allah tarafından bana emrolundu !!!”
Bunları duyan Haris ibin Nu’man bineğine doğru giderek şöyle dedi :
“Ey Allah’ım ! Muhammed’in dediği doğru ise, gökten üzerimize taş yağdır veya acı bir azap ile bizi cezalandır!!!”
Haris sözlerini bitirdikten sonra, bineğine varmadan önce gökten düşen bir taş onun başına isabet eder ve hemen yerinde ölür.
Bu olaydan hemen sonra vahiy iner : “Birisi, yüksek dereceler sahibi olan Allah tarafından, inkarcılara gelip çatacak ve hiç kimsenin savamıyacağı azabı istedi.” (Me’aric suresi : 1-3) (9)

Muhtasar olarak Ğadir Humm gerçeğinin akışını en muteber sünni kaynaklarının ortaklaşa haberlerinden aktardım.

Allah’ın rahmetine muhtac olan kulu

Enis Emir
  Forum: bayram kutlamaları · Mesaj Önizlemesi: #2882 · cevaplar: 1 · Okunma: 438

denyen
Mesaj Tarihi: Nov 3 2009, 11:25 AM





Grup: Admin
İleti: 328
Katılım: 2-April 08
Nereden: Yönetim
Üye No: 104


Reenkarnasyon konusunda en ünlü 20 vakadan biri de Adanalı Adnan!

Alıntı, Vatan Gazetesi haberlerinden;


Bir başka bedende tekrar dünyaya gelenler...

Dünyada reenkarnasyon konusunda referans olarak kabul edilen ABD’li bilim adamı Ian Stevenson’un “20 Örnek Reenkarnasyon Vakası” kitabında Adana’da yaşayan Adnan Kelleçi’nin “Kore Savaşı’nda şehit düşen bir Türk askeriydim” diye önceki yaşamını ve öldüğü anı anlattığı olay yer alıyor

Reenkarnasyon konusunda en bilimsel sayılabilecek araştırmaları 88 yaşında hayatını kaybeden ABD’li psikiyatrist Ian Stevenson yürütüyordu. Virginia Üniversitesi’ndeki Kişilik Bölünmeleri Çalışmaları departmanının başında görev alan Stevenson, yıllarca birçok akademisyenin alay konusu oldu. Ancak 40 yıllık süre içinde geçmiş yaşamlarından anılarını hatırladıklarını öne süren dünyanın dört bir yanında 3 bin kadar çocuk üzerinde çalışmalar yürüttü ve dünyaya reenkarnasyonun gerçekten de var olabileceğini kanıtlamaya çalıştı. Stevenson, araştırmalarını geçmiş yaşamlarından izler taşıdığı öne sürülen 2-5 yaşları arasındaki çocuklar üzerinde yürüttü. Psikiyatriste göre çocuklar bu anıları 8 yaşlarına geldiğinde tamamen unutmaya başlıyor. Stevenson’un en çok ses getiren çalışması “20 Örnek Reenkarnasyon Vakası” isimli kitabında bir araya getirildi. Stevenson, çalışmaları çerçevesinde geçmiş yaşamlarını hatırlayan Türk çocuklar üzerinde de incelemelerde bulundu. Bunlardan biri Türk Adnan Kelleçi, Adana’da yaşayan Kelleçi, önceki yaşamında Kore Savaşı’nda görev alan Türk askerlerinden çatışma sırasında hayatını kaybeden bir er olduğunu iddia ediyordu. Kelleçi, askerin ölümünü oldukça detaylı bir biçimde anlatabliyordu. Ancak askerim kimliği hiçbir zaman tam olarak belirlenemedi.

Kürekli katili aradılar

Ekber’de yaşayan Mehmet Bekler, 40’lı yıllarda dünyaya geldi. Un değirmeninde çalışan Bekler 1965’ten bir gün bir müşterisiyle kavga etti ve müşterinin kafasına bir kürekle vurmasıyla hayatını kaybetti. Kısa bir süre sonra yakınlardaki bir köydeki hamile bir kadın rüyasında genç bir adam gördü adam “kafama kürekle vurdular ve ben öldüm. Seninle kalmak istiyorum başkasıyla değil” dedi. Kadın Süleyman isminde bir çocuk dünyaya getirdi. Bebeğin kafasında bir yara izi bulunuyordu. Çocuk konuşmaya başladığı andan itibaren eski yaşamından anıları anlatmaya ve isminin Mehmet olduğunu söylemeye başladı. Sonunda Mehmet’in ailesi de bu duruma inandı. Küçük çocuk anılarına o kadar güveniyordu ki Mehmet’i öldüren köylüyü öldürmek için babasının silahını bile istemişti.

Başının üzerinde yara izi

Cemil Fahrici 1935’te Antakya’da dünyaya geldi. Doğumundan bir önceki gece babası uzak bir akrabaları olan Cemil Hayık’ın kendi oğlu olarak yeniden dünyaya geldiğini gördü. Hayık, çetesi Fransız güçleri tarafından sarıldıktan sonra silahını çenesine dayayarak intihar eden bir yerel kahramandı. Bebek Cemil de çenesinin altında 2 santim boyutlarında bir yara izine sahipti ve 2 yaşına geldiğinde Hayık’ın yaşamı hakkındakı detayları çevresiyle paylaşmaya başladı. Daha sonraki yıllarda Stevenson yaptığı araştırmalar sonunda Cemil’in başının üstünde de bir yara izin olduğunu fark etti. Yara izleri ve çeşitli fobi ve ağrılar reenkarnasyon berlitileri olarak görülüyor. Bazı uzmanlara göre boynundan sıkıntı çeken kişiler geçmiş hayatında asılarak öldürülmüş olabilir ya da yüksekten korkan bir kişi bir kalenin duvarından aşağıya atılarak cinayete kurban gitmiş olabilir. Yani nedeni açıklanamayan bu korku ve fobilerin önceki yaşamlardan gelmiş olabileceği öne sürülüyor.

Mezarlığını bile anlattı

Dellal Beyaz 1970’te Samadağ’da dünyaya geldi. Doğduğunda başının üzerinde bir yara izi vardı. Annesi küçük kızın eski yaşamından anılar taşıdığını yatağında kendi kendine konuşurken f ark etmeye başladı. Della önceki yaşamında yakınlardaki bir köyde yaşayan bir kadın olduğunu ve çamaşır asarken bir kuyuya düşerek öldüğünü anlatmaya başladı. Ailenin uzaktan bir akrabası Dellal’in anlattıklarının Zehide Köse isimli bir kadının ölümüyle büyük benzerlik gösterdiğini öne sürdü. Köse düşerken kafasını yer vurmuş ve götürüldüğü hastanede yaşamını yitirmişti. Zehide’nin mezarlığını da anlatan Dellal, önceki yaşamında öldükten sonra olanları hatırlayabilen ilk reenkarnasyon vakalarından biriydi.

Nepalli küçük Buda rahipleri çok kızdırdı

2005 yılında Nepal’deki bir ormanda ağaç kovuğunda hiçbir şey yiyip içmeden tam 10 ay boyunca yaşayan “küçük Buda” lakaplı 15 yaşındaki Ram Bomjon adlı çocuğu görmek için şimdi dünyanın dört bir yanındaki Budistler bu ülkeye akın ediyor. Bomjon‘u görmek için gelenlere bölgenin dini yetkilileri yol gösterirken, Budistler, Ram Bomjon’a gösterilen ilginin nedenini şöyle özetliyor: “Yaklaşık 2500 yıl önce Buda, onun yaşındayken bu bölgede bir ağaç kavuğunun içinde inzivaya çekilmişti. Şimdi Buda onun bedeninde yeniden hayat buldu. O Buda’nın reenkarnasyonu.” Bomjon’un annesi ise, oğlunun bir şey yememesinden büyük rahatsızlık duyduğunu, ama “Tanrı’nın onu doyurduğundan” emin olduğunu söylüyor.

10 ay boyunca Katmandu’da ağaç kovuğunun içinde aç ve susuz meditasyon yaptıktan sonra ortadan kaybolan küçük Buda büyük panik yaşanmasına sebep olmuştu. Birkaç hafta sonra yine birden bire ormanda çıkarak ağacın kovuğuna yerleşen gencin geri dönmesiyle birlikte binlerce Budist yeniden Nepal’e akın etti. Küçük Buda son aylarda kovuktaki “evinden” dışarı çıkarak “müritlerine” sesleniyor ve tavsiyelerde de bulunuyor. Ancak bu tavsiyelerden biri bölgedeki Budist din adamlarını kızdırdı. Budizmin en büyük festivallerinden biri olan ve önümüzdeki ay düzenlenecek olan törenlerde 2 bin hayvanın geleneksel olarak kesilmesine karşı çıkınca hedef haline geldi. “Artık kurban kesmeyin” diyen küçük Buda’yı kınayan Budist rahiplere rağmen Bomjon, festival sırasında halkın arasına karışarak bu görüşünü yüksek sesle tekrarlayacağını söyledi.

Hollywood’un favorisi

En ünlü reenkarnasyon hikayesi 1952 yılında ABD’nin Colorado eyaletinde yaşayan bir kadından geldi. Daha önce hiç ABD dışına hiç çıkmamış olan 29 yaşındaki Virginia Tighe isimli ev hanımı kadın, Morey Bernstein isimli amatör bir hipnoz uzmanı tarafından hipnotize edildi. Kadın hipnoz sırasında koyu bir İrlanda aksanıyla konuşmaya başladı ve 19’uncu yüzyılda yaşayan İrlandalı Bridey Murphy isimli bir kadın olduğunu söyledi. 1864 yılında İrlanda’nın Cork kentinde doğmuştu, Sean isimli bir adamla evlenmişti ve merdivenlerden düşerek geçirdiği bir kaza sonucu hayatını kaybetmişti. Tighe’nin Cork ile ilgili anlattığı ayrıntılar daha sonra birçok gazeteci tarafından doğrulandı ancak İrlanda’da Bridey Murphy isimli bir kadının yaşadığına dair hiçbir kanıt bulunamadı. Virginia ismiyle yeniden hayata geldiğini öne süren kadının hikayesi ülke çapında o kadar ünlendi ki olay önce kitap haline getirildi daha sonra da filmi çekildi. Avustralyalı oyunucu Nicole Kidman’ın başrolünde oynadığı 2004 yılında gösterime giren Doğum (Birth) isimli film de kocası 10 yıl önce ölen dul bir kadının eşinin Sean isimli 10 yaşındaki bir çocuğun bedeninde yeniden hayata geldiğine inanmasını anlatıyor.

‘Savaş pilotu James’ fenomenin simgesi oldu

ABD’nİn Louisiana eyaletinde dünyaya gelen James Leininger 2 yaşına kadar mutlu bir çocukluk sürdü. Ancak 3 yaşına basmasına birkaç hafta kala kabuslar görmeye ve “Uçak alev aldı! Düşüyorum” diye çığlıklar atarak uyanmaya başladı. Rüyasında James Huston isimli bir pilot olduğunu gören James, uyurken “Jack Larsen, Natoma, Corsair, küçük adam” gibi isimler sayıklıyor ve çırpınıyordu. Küçük çocuk, bir gün oyuncakçıda gördüğü uçak için “Bu bir Corsair” dediğinde annesi Andrea büyük bir şok geçirdi. James’in kabuslarında uçağının Japonlar tarafından vurulup düştüğünü anlatması üzerine annesi oğlunun 2’nci Dünya Savaşı’nda ölen bir pilotun reenkarnasyonu olduğuna inanmaya başladı. Babası Bruce ikna olmadı ve ona uçağının nereden kalktığını sordu. James, tereddüt bile etmeden “Natoma” diye cevap verdi. Natoma, 2’inci Dünya Savaşı’nda kullanılan bir uçak gemilerinden birinin ismiydi. Küçük çocuk sonra bir kitapta Iwa Jima adasının resmini gördü ve babasına “İşte uçağım burada düştü” dedi. Jack Larsen ise en yakın arkadaşı olan bir başka pilottu. Bruce, oğlunun hikayeyi uydurduğunu kanıtlamak için Larsen’i bulmaya karar verdi. Natoma gazilerinin toplantılarına katıldı ve Larsen’i buldu. Ancak görüştüğünde acı gerçeği öğrendi. 1945’teki Iwo Jima Savaşı’nda yalnızca bir pilot ölmüştü ve o da terhis olmadan önce son kez göreve giden 21 yaşındaki James Huston’du. Huston’un uçağı Japonlar tarafından vurulmuş ve aynı oğlunun anlattığı gibi okyanusa çakılmıştı. Bruce son olarak James’in yaşayan son akrabası 84 yaşındaki kardeşi Anne’i buldu ve oğluyla bir araya getirdi. Anne 2 yaşındaki çocuğun anlattıklarını dinledikten sonra büyük bir şok geçirdi ancak onun kardeşinin reenkarnasyonu olduğuna inandığını söyledi. Leininger ailesi tarafınan kaleme alınan ve James’in hikayesini anlatan “Soul Survivor” isimli kitap ABD’de satış rekorları kırıyor.

No:Türkçe’ye VATAN tarafından kazandırıldı ve okuyucularımıza armağan edildi.

  Forum: Ülkemizden, Dünyadan Olaylar, Haberler · Mesaj Önizlemesi: #2876 · cevaplar: 0 · Okunma: 352

denyen
Mesaj Tarihi: Sep 14 2009, 04:17 PM





Grup: Admin
İleti: 328
Katılım: 2-April 08
Nereden: Yönetim
Üye No: 104


Leylet ElKadır 15/09/2009
  Forum: bayram kutlamaları · Mesaj Önizlemesi: #2867 · cevaplar: 0 · Okunma: 130

denyen
Mesaj Tarihi: Sep 8 2009, 09:39 AM





Grup: Admin
İleti: 328
Katılım: 2-April 08
Nereden: Yönetim
Üye No: 104


Suçu ne olursa olsun, deliller ve kesi kanıtlar olmadığı sürece kişi suçsuzdur. Suçu ispatlanmış ve kanıtlanmışsa,bunun; Evrensel hukuk sistemine göre ve kendi ülkesinde kendini savunabileceği adil mahkemlerde yargılanmalı, suça göre ceza almalıdır. Şeriat kanunlarının hele hele S. Arabistan gibi bir yerde hükümsüzce,savunmasızca yargılanmasına ceza alınmasına seyirci kalınmamalı. İnsanlık olarak,T.C. vatandaşı olarak karşı çıkmalıyız. Gerekli desteği Hükümet yetkililerinden beklemekteyiz.

İlgili haber ulusal basında aşağıdaki gibi geçmektedir;

S. Arabistan’da Türk garsona idam cezası

HATAY'dan çalışmak için Suudi Arabistan'a giden ve uyuşturucu deposunda yakalandığı iddiasıyla idam cezasına çarptırılan 29 yaşındaki Ali Ağırtaş'ın ailesi de zor durumda kaldı

Hatay’dan çalışmak için Suudi Arabistan’a giden ve uyuşturucu deposunda yakalandığı iddia edilen garson Ali Ağırtaş idam cezasına çarptırıldı. Ağırtaş ailesi Cumhurbaşkanı ve Başbakan’dan yardım istiyor.

Hatay’ın Harbiye Beldesi’nde oturan Ali Ağırtaş, 2006’da Suudi Arabistan’ın Riyad kentine çalışmaya gitti. Burada bir lokantada garson olarak işe başlayan Ağırtaş, bir süre sonra uyuşturucu deposuna yapılan baskında yakalanarak tutuklandı. Riyad’da yargılanan Ağırtaş, geçen yılın mayıs ayında idam cezasına çarptırıldı. Cezaevinde idam edilme korkusuyla yaşayan Ali Ağırtaş’ın Harbiye Beldesi’nde oturan babası 57 yaşındaki Ahmet, annesi 56 yaşındaki Hindiye ve ablası 30 yaşındaki Ceylan Ağırtaş şoke oldu. Bekar olan kardeşiyle sağlıklı koşullarda haberleşemediklerini belirten Ceylan Ağırtaş, TBMM Eski Başkanı Köksal Toptan’ın bir süre önce Türkiye’ye gelen Suudi Arabistan Şura Meclisi Başkanı Abdullah Bin Muhammed’den, kardeşinin affedilmesini istediğini söyledi. Bugüne kadar olumlu veya olumsuz haber alamadıklarını belirten Ağırtaş, “Kardeşim lokantada garsonluk yapmaya gitti. Uyuşturucuyla ilgisi yoktur. Suçsuz olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle kardeşimin affedilip Türkiye’ye gönderilmesini istiyoruz” dedi.

Berber hemşehrisi kurtulmuştu

İdam cezasına itiraz edildiğini ancak, 1 yıldan bu yana gelişme olmadığını anlatan Ağırtaş, “Kardeşim dört duvar arasında ölüm korkusuyla yaşıyor. Hayatından endişe ediyoruz. Müslümanlık’ta can almak yoktur. Bu belirsizlik, onu olduğu kadar bizi de bitirdi” diye konuştu. Ağırtaş, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da kardeşinin kurtarılması için girişimde bulunmasını da istedi. Hataylı berber Sabri Boğday, Suudi Arabistan’da Mısırlı bir terziyle tartıştığı sırada, ‘Allah ve peygambere küfür ettiği’ iddiasıyla tutuklanıp yargılandığı mahkemece idam cezasına mahkûm edilmiş ancak Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün girişimiyle affedilmişti. Geçen ocak ayında serbest bırakılmıştı.

Vatan Gazetesi
  Forum: Ülkemizden, Dünyadan Olaylar, Haberler · Mesaj Önizlemesi: #2866 · cevaplar: 0 · Okunma: 131

denyen
Mesaj Tarihi: Sep 4 2009, 12:20 PM





Grup: Admin
İleti: 328
Katılım: 2-April 08
Nereden: Yönetim
Üye No: 104


Genç adam iyi bir terziymiş. Bir dikiş makinesi ve küçücük bir dükkânı varmış. Sabahlara kadar uğraşıp didinir ama pek az para kazanırmış. Çok soğuk bir kış gecesi dükkanı kapatırken elektrik sobasını açık unutmuş ve çıkan yangın onun felaketi olmuş. Artık ne bir işi varmış ne de parası. Günler boyu iş aramış ama bulamamış... Yük taşımış, bulaşıkçılık yapmış, yine de evinin kirasını ödeyecek kadar para kazanamamış. Sonunda ev sahibinin de sabrı taşınca, küçük bir bavula sığan eşyalarıyla sokakta bulmuş kendini...
Mevsim kış, hava ayaz olsa da genç adamın köşedeki parktan başka gidecek yeri yokmuş. Bir sabah iş arayacak derman bulamamış bacaklarında. Açlıktan ve soğuktan bitkin bir şekilde bankta otururken, kocaman bir araba yanaşmış kaldırıma. Arka kapıyı açmaya çalışan şoförü kızgınlıkla yana itmiş arabadan inen yaşlı adam,
"Yalnız bırakın beni, parkta dolaşırsam belki sinirim geçer" diye söylenmiş.
Zengin bir işadamı olduğu her halinden belli olan ihtiyar, birkaç adım attıktan sonra bankta titreyen terziyi görmüş. Terzi, adamın üzerindeki paltoya bakıyormuş dikkatle. Birden siniri geçiveren ihtiyar,
"Zavallı adamcağız kim bilir nasıl üşüyordur, ona nasıl yardım etsem acaba?" diye düşünmeye başlamış.
Oysa terzinin düşlediği paltonun sıcaklığı değilmiş. O, çok kalın ve kaliteli bir kumaştan üretilen bu paltonun sahibine hiç de yakışmadığını ve onun vücuduna uygun şekilde dikilmediğini düşünüyormuş. Yaşlı işadam, terzinin yanına yaklaşıp,
"Ne o evlat, bu ayazda parkta donmuşsun. İstersen paltomu sana verebilirim" deyince,
"Hayır, teşekkür ederim. Ben sadece bu paltonun size göre olmadığını düşünüyordum. Kumaşı fazla kalın ve sizi olduğunuzdan şişman göstermiş" diye yanıt vermiş terzi.
Yaşlı adam bu cevabı alınca hayli şaşırmış. Çünkü o da üzerindeki paltoya onca para ödediği halde kendisine bir türlü yakıştıramıyormuş.
"Soğuktan titrerken nasıl böyle bir şeye dikkat edebiliyorsun?" diye soran yaşlı adam,
"Ben terziyim" yanıtını alınca
"Benimle gel, hayat hikayeni yolda anlatırsın" diyerek arabaya bindirmiş bizim terziyi.
Bu karşılaşma, terzinin hayatındaki dönüm noktası olmuş. Böyle yetenekli bir insanın işsiz ve evsiz kalmasına çok üzülen iyiliksever yaşlı adam, terziye bir dükkan açmasına yetecek kadar para vermiş. Bunun karşılığında tek istediği kendi giysilerini bu genç adamın dikmesiymiş. Terzi yeniden bir işe hem de kendi işine başlamanın heyecanıyla deliler gibi çalışmaya başlamış. Bu arada yaşlı işadamı da desteğini esirgemiyor, onu kendi çevresinden zengin kişilerle tanıştırarak yeni siparişler almasını sağlıyormuş. Küçük dükkân önce kocaman bir modaevine dönüşmüş, sonra da pek çok ünlü marka için üretim yapmaya başlamış. Terzi artık "ünlü işadamı" diye anılır olmuş.
Bir gün ihtiyar adam onu ziyarete gitmiş. Terzi çok büyük bir iş bağlantısı yapmak üzere yurt dışına gidecekmiş ve uçağa yetişmesine az bir zaman varmış. Biraz sohbet ettikten sonra yaşlı adam birden fenalaşmış, kalp krizi geçiriyormuş. Hemen bir ambulans çağırılarak hastaneye kaldırılmasını sağlamış. Yeni işadamımız ise büyük işi kaçırmak istemediği için uçağa yetişmiş. Yaşlı adam krizi atlatmış ve uzun süre hastanede yatmış, bir yandan da sadece bir kez telefon ederek durumunu soran terziyi bekliyormuş. Fakat terzi daha çok para kazanmak için oradan oraya koştururken bir türlü yaşlı adamı ziyarete gidememiş.
Aradan o kadar uzun bir süre geçmiş ki bu sefer de utancından yaşlı adamın kapısını çalamaz olmuş. Bir süre sonra terzinin işleri yolunda gitmemeye başlamış. Fabrikalarını kapatmak zorunda kalmış ve elinde kala kala yine küçücük bir dükkan kalmış. Utana sıkıla yaşlı adama koşmuş hemen nerede hata yaptığını sormak için. Son derece kırgın olan ihtiyar yine de onu kabul etmiş ama anlatacağı öyküyü dinledikten sonra hemen çıkıp gitmesini istemiş.
Ve başlamış anlatmaya:
"Bir zamanlar fakir bir oduncu varmış. Ormandaki bir kulübede yaşar ve odun keserek hayatını kazanırmış. Bir gün kulübesinde yangın çıkmış ve bu yangın bütün ormanı kül etmiş. O çevrede kimse ona güvenip iş vermeyince, çıkınını alan oduncu, eşeğine binip yola koyulmuş.
Ağaçların arasında yürürken birinin kendisine seslendiğini duymuş. Başını kaldırınca konuşanın bir bülbül olduğunu görmüş. Bülbül ona
"Senin haline çok üzüldüm, şimdi öyle bir büyü yapacağım ki eşeğin çok güzel şarkı söylemeye başlayacak, sen de onunla gösteriler yapıp çok para kazanacaksın" demiş.
Gerçekten de eşek birbirinden güzel şarkılar söylemeye başlamış. Oduncu o şehir senin bu kasaba benim dolaşıp eşeğine şarkı söyletiyor ve herkes onları izlemek için birbiriyle yarışıyormuş. Oduncu ve şarkı söyleyen eşeği bütün ülkede ünlenmişler. Bir gün yine bir gösteriye yetişmek için koştururlarken, bülbülün yardım isteyen sesini duymuş oduncu. Bir kedi bülbülü yakalamış ve yemek üzereymiş. Şöyle bir duraklamış ama gösteriye gitmemeyi, onca parayı kaçırmayı gözü yememiş, arkasına bakmadan kaçmış oradan. Gösteri başladığında ise eşeği her zamanki gibi güzel şarkılar söylemek yerine sadece bir eşeğin çıkarabileceği sesleri çıkarmış.
Oduncu kendisini şarlatanlıkla suçlayan izleyicilerin elinden canını zor kurtarmış. İşte o zaman bülbül ölünce büyünün bozulduğunu anlamış. Ben de senin bülbülündüm ve sen beni öldürdün, büyü de o yüzden bozuldu. Keşke güzel giysiler dikerken dostluk ipliğini koparmasaydın..."
Öyküyü dinleyince hemen çıkıp gitmiş terzi, çünkü söyleyecek bir sözü yokmuş...
Dostluk iplerinizi koparmamanız dileğiyle.......
  Forum: Mizah ( Fıkralar, komik yazılar, komik resimler) · Mesaj Önizlemesi: #2863 · cevaplar: 0 · Okunma: 242

denyen
Mesaj Tarihi: Aug 25 2009, 11:58 AM





Grup: Admin
İleti: 328
Katılım: 2-April 08
Nereden: Yönetim
Üye No: 104


''Nüzül Ettevrat/ Zikra münecet Meryem'' Allah hayrınızı kabul etsin...
  Forum: bayram kutlamaları · Mesaj Önizlemesi: #2860 · cevaplar: 0 · Okunma: 139

denyen
Mesaj Tarihi: Aug 19 2009, 09:36 AM





Grup: Admin
İleti: 328
Katılım: 2-April 08
Nereden: Yönetim
Üye No: 104


19/08/2009 Tarihi ''Zikra ettecelli'' Dualarınız ve Hayrınız kabul olsun...

Bu günün anlam ve önemi ,Musa a.s. Tur dağında Allah ile konuşması günü olarak anılmaktadır.

Bisminlahirrahmanirrahim
51. Vezkür fil kitabi musa innehu kane muhlesav ve kane rasulen nebiyya

52. Ve nadeynahü min canibit turil eymeni ve karrabnahü neciyya


51. Kitap'ta Mûsa'yı da an. Çünkü o, içtenlik ve dürüstlüğe erdirilmişti ve o bir resul, bir peygamberdi.

52. Ona Tûr'un sağ tarafından seslendik. Onu, fısıldaşan kimse kadar yaklaştırdık.

Yukarıdaki düzenleme yönetim tarafından 26/08/2009 tarafından düzeltilmiştir.
  Forum: bayram kutlamaları · Mesaj Önizlemesi: #2859 · cevaplar: 2 · Okunma: 183

denyen
Mesaj Tarihi: Aug 4 2009, 09:15 AM





Grup: Admin
İleti: 328
Katılım: 2-April 08
Nereden: Yönetim
Üye No: 104


04/08/2009 öğlen saat 12 den ertesi gün aydınlığına kadar ''Leylet Şı3baniy'' Allah dualarınızı kabul etsin...
  Forum: bayram kutlamaları · Mesaj Önizlemesi: #2854 · cevaplar: 0 · Okunma: 131

denyen
Mesaj Tarihi: Jul 24 2009, 02:52 PM





Grup: Admin
İleti: 328
Katılım: 2-April 08
Nereden: Yönetim
Üye No: 104


Aleviler Aköz'e dava açıyor !!

Aköz, Dünkü yazısında Alevileri hedef göstermişti

Alevi Bektaşi Dernekleri Federasyonu Başkanı Ali Balkız, Aköz için “Günümüzün Muaviye zihniyetinin temsilcisi” dedi ve hakkında dava açacaklarını bildirdi. HSYK’da yaşanan son krizde Alevilerin parmağının olduğunu ima eden Aköz’e tepkiler şöyle:

Fevzi GÜMÜŞ
(Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Başkanı)‘’İnsanlar belkemiksiz omurgasız ve yalak olunca, birilerine yaranmak için böyle gerçekle bağlantısı olmayan sözler sarf etmekten çekinmiyorlar. İktidar yalakalığı insanları nerelere savuruyor, açık olarak görüyoruz. HSYSK’daki insanların inanç durumunu bilmiyorum ama kararlarında ve tasarruflarında Alevilerin genel olarak devlet nazarında uğradıkları ayrımcı politikadan farklı davranamayacaklarını biliyorum. Türkiye’de her alanda Alevilere ayrımcılık var ve siyasi iktidar bunu devlet politikası yapıyor. Türkiye’de 81 vali var, bunların içinde bir tane bile Alevi yok. Ama köşe yazarı sayın Aköz bunu görmez. Neden, çünkü iktidar alanında, sürmekte olan pozisyon savaşında HSYK’daki insanların mezhebi ve inancı onun alanına da girer. Onun üzerinden Aleviler’e toplumsal önyargılar ifade edilebilir. Çok talihsiz ve ahlaksız bir açıklama olarak görüyorum. Aleviler, özgürlüklerin genişlemesi için bedel ödediler, bugün de ödemeye de devam ediyorlar. Irkçı, gerici saldırılarla gündemine alamayanlar bu tür saldırılar yapıyorlar. ‘’

Ali BALKIZ
( Alevi Birlikleri Federasyonu Başkanı)‘’Emre Aköz, hukuk fakültesine nasıl girilir, hakim ve savcı olmak için hangi süreçten geçilir? Hangi makama kim nasıl seçilir?” Bunları bilmiyor olabilir mi, hadi kendisi bilmiyor kaynak olarak gösterdiği Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet Gündel de mi bilmez. Aslında bal gibi bilirler. Amaç AKP’nin henüz YÖK’leştiremediği, RTÜK’leştiremediği HSYK olunca, konuyu bir mezhebe getirerek, bu mezhebi ve onun mensuplarını karalayarak, belki daha kolay olur düşüncesiyle bu yolu seçmişlerdir. Bu belden aşağı vurmanın ötesinde Muaviye zihniyetinin çağımızdaki görünümüdür. Emre Aköz ve benzerleri bilsinler ki bizler uzun tarihimiz boyunca bu tür hakaretleri aşağılamaları iftiraları çokça yaşadık. Ama artık bağışıklık kazandık. Yeni bir yol bulsunlar ki o denenmemiş olsun. Bu büyük bir ayrımcılıktır. Tam da ötekileştirme dediğimiz şeydir. Konu Adaletin yargının içinde olan bir iştir. Bu konuyu Aleviliğe getirip bağlamak, tam bir bütün olmamız gereken bir dönemde ağaca vurulmuş bir baltadır. Bir yazara, bir gazeteye yakışmaz. Aköz, Güner Ümit’i hatırlıyor mu acaba? Aköz hakkında yasal yollara başvuracağız.’’ (Gazeteport)
  Forum: Ülkemizden, Dünyadan Olaylar, Haberler · Mesaj Önizlemesi: #2851 · cevaplar: 0 · Okunma: 122

denyen
Mesaj Tarihi: Jul 23 2009, 10:26 AM





Grup: Admin
İleti: 328
Katılım: 2-April 08
Nereden: Yönetim
Üye No: 104


QUOTE(yeterkiaskolsun @ Jul 22 2009, 08:16 PM) *
http://www.forum.aleviturkiye.com/nusayril...lik-t254.0.html
bu linke dıkkat edermısısınız sizin anlattıklarınızla uyuşmuyor nedensehep aşağılanmışız ?


Bu ve benzeri linkler ile ilgili birçok yazı ve yayımlarımız oldu her kesimden kendini ve haddini bilmez sözde yazarlar var bu şahıs (Abdurahim Güzel) kendini kendine bile inandıramamış kısmen doğru yazılar yazıp aralarına asıl amacını hedefleyen iftiralarıda ekleyip hedef şaşırtmakta amacı çamur at izi kalsın düşüncesinde. Bu kişiler tarih sahnesinde herzaman karşımıza çıkmaktadır vaktiyle yezit ve muaviye bunu geçmişte gerçekleştirdi modern dünyadada bu ve benzeri kişiler zavallılar olarak gelecek tarihe geçeceklerdir.

Kendi tarihmizi bizlerden okuyunuzki, kendi tarihinizi de sizlerden okuma şansımız olsun.
  Forum: GENEL ANADOLU ALEVİLİĞİ , EDEBİYATI & KÜLTÜ... · Mesaj Önizlemesi: #2849 · cevaplar: 4 · Okunma: 1,392

denyen
Mesaj Tarihi: May 8 2009, 03:35 PM





Grup: Admin
İleti: 328
Katılım: 2-April 08
Nereden: Yönetim
Üye No: 104


Ensar kardeşimin ilgili yazısına katılmaktayım.

Bir ayrıntıya dikkat çekmek isterim arkadaşlar bizi tanımıynlar için. Alevi kesimi kesinlikle Genel olarak, gerek siyasi gerekse siyasinin ideolojide SOL veya SAĞ, herhangi bir muhafazakar fanatik bir taraf olmamıştır.ama hep Olmak istiyormuş gibi gösterip, bunun mucadelesini verenler bile omuştur.
Elbette Sosyal olarak bir tarafı vardır. Millet yararına ,Vatan bütünlüğü,Çağdaş,Aydın,Cumuriyetçi ve Demokratik Laik, Sosyal Adaleti savunan,haklı bir duruşu olmaktadır.

Yukarıda yazımda ayrıntıya girmek istemiyorum amacım Siyasi bir tartışma başlatıp hedef şaşırtmak değil, fakat son zamanlarda gençlerimizin Ateist, Materyalist düşücesinde hareket edip,dolaylı yollarla Aleviliği Tanımlamak istemeeri ve bu harekette Aleviliği ilişkilendirmeleri,bu amaçla yol çizdiğini ima etmeleri sadece düşman sevindirir.
Tek sözüm var bu yapılanlara; Alevilerin, Aleviliğin Yaşamı İnanç İlkeleri Klavuzu belli... Yolu sağlam temelere dayalıdır. Bunu unutmasınlar.
  Forum: SERBEST KÜRSÜ (Nusayri Aleviliği ile ilgili) · Mesaj Önizlemesi: #2773 · cevaplar: 15 · Okunma: 943

9 Sayfa V   1 2 3 > » 

New Posts  
No New Posts  
Hot topic  
No new  )
Poll  
No new votes  
Closed  
Moved  
 

- Basit Görünüm Tarih : 9th September 2010 - 10:50 PM
DOST SİTELER

www.nihatcay.com
www.grupnidal.com
www.aleviforum.info
www.alevi-islam.com

Powered By IP.Board © 2008 IPS, Inc.
Licensed to: nusayriforum.com